AKP’ye güvenoyu mu, yoksa uyarı mı?
Nisan 1, 2009 Seçim, Seçim Anketi admin tarafından
AKP 2007 yerel seçimlerinde %47 oy olarak iktidara geldi, aradan 2 yıl geçmeden yapılan bu yerel seçimlerde ise %39 oy aldı.
Bu AKP’ye oyverenlerin, %17 den fazla azalması anlamına geliyor.
Öte yandan AKP bu yerel seçimlerde en yakın rakibi CHP’ye iki katı kadar bir fark atmış durumda.
ilgili yazılar: Yerel Seçim Sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Önemli: Yorumlar bazen site içi yoğunluktan dolayı birbirlerini bloke edebilmektedirler. Bu durum, yorumunuzun denetime takılmadığı halde yayınlanmamasına sebep olmaktadır. Eğer uzun bir yorum yapacaksanız, bunu önlemek için yorumunuzu önce bir txt veya word dosyasına ardından kopyala yapıştır ile siteye eklemenizi öneririz. Yorumunuzun kaybolması halinde tekrar ekleyebilirsiniz. Aynı yorum yapılamaz uyarısı verirse,yorumunuzun sonuna birkaç farklı karakter ekleyebilirsiniz
ya bu dini ülkemizde ne kadar birbirimizden ne kadarda iyi biliyorsunuz
hemen fetva vermeye kalyorsunuz
sözüm sana değil çağrı
ama inanın ben bu arkadaşlarla daha öncede yazıştım
hep işi tek noktaya getiriyorlar ve hep senden üstün çıkıyorlar
sonrada dinden siyaset yapmayın diye nutuk atıyorlar
Sn. Sermin,
Bu bir cevap değil, fikirlerinizin çoğuna ben de iştirak ediyorum, altta Vatan gazetesinden aldığım bir yazıyı veriyorum. Okuyanlar memleketin halini daha iyi anlasınlar diye. Saygılarımla.
Yiğit Bulut’un VATAN’da 18 Mart yazısından:
Telsim İngiliz’in…
Kuşadası Limanı İsrailli’nin…
İzmir Limanı Hong Konglu’nun…
Araç muayene işi Alman’ın…
Telekom altyapımız Ortadoğulular’ın…
Başak Sigorta Fransız’ın…
Adabank Kuveytli’nin…
İETT Garajı Dubaili’nin…
Avea Lübnanlı’nın…
Petkim, Azeri ortaklı şirketin…
Rakı, Amerikalı’nın…
Finansbank Yunanlı’nın…
Oyakbank Hollandalı’nın…
Denizbank Belçikalı’nın…
Türkiye Finans Kuveytliler’in…
TEB Fransız’ın…
Cbank İsrailli’nin…
MNG Bank Lübnanlı’nın…
Alternatif Bank Yunanlı’nın…
Dışbank Hollandalı’nın…
Şekerbank Kazak’ın…
Yapı Kredi’nin yarısı İtalyan’ın…
Turkcell’in yarısı Finli’nin Rus’un…
Beymen’in yarısı Amerikalı’nın…
Enerjisa’nın yarısı Avusturyalı’nın…
Garanti’nin ve Akbank’ın bir bölümü Amerikalı’nın…
Eczacıbaşı İlaç, Çek’in…
İzocam, Fransız’ın…
TGRT(Fox) Amerikalı’nın…
Demirdöküm Alman’ın…
Döktaş Fransız’ın…
Süper FM Kanadalı’nın…
Şimdi soruyorum; Çanakkale’de ölenler “hangi uğurda” canlarını verdiler? Biz onların korumak” için, “bize aktarmak” için uğruna öldükleri bu ülkeyi ve üstünde yarattığımız her şeyi, 5 yılda “siyasi rant uğruna” satalım diye mi?
Ben bu ülkenin bir vatandaşı olarak yukarıdaki “tablodan” utanıyorum! Bütün şehitlerimizden özür dilerim!
Yazıklar olsun.Halkımız hala gelmekde olan teklikenin farkında değil.7 yıldır elle tutulan hiçbir başarısı olmayan akp %38 gibi bir oranda oy aldı eğer bu seçim genel seçim olsaydı gene tek başına iktidardaydı.Dahada enteresanı işini kaybetmiş,hiç bir sosyal güvencesi olmayan insanlar sırf din eksenli diye akp ye oy vermiş ve gerçekleri göremiyecek kadar körleşmişler.Türkiye cehaletin kucağına öğle bir oturtulmuş durumdaki bundan kurtuluş için bir mucize gerekli.
DİNDAR BİR PARTİ TERCİHİM OLSAYDI DAADETE VEYA HAYDAR BAŞ’A VERİRDİM BAYIM…
ku.. xxxxxxxxxxxxxxxx olayları hep kendi açından değerlendirerek….
HALKIMIZ CAHİL Mİ?
Bir kısmı olabilir!
o bir kesim MİLLETİN İRADESİNE SAYGI DUYMAYI BİLE BECEREMEYEN ve hala AK PARTİYE oy verenlere hakaret ve küfürler yağdıran, demokrasiden nasibini almamış insanlar…
bunlar cahil bile değil…
bunlar ZIR CAHİL, KARA CAHİL…
cagriyener
size bir sôz yazdigimi hatirlamiyorum
lûtfen mûmkûnse sizde bana cevap yazmayin
LÜTFEN artık tarafsız olun, eğer ne yaptıklarını bilimyorsanız internette
ak icraatler olarak aratın (tarafsız, ard inyetsiz iseniz) bir çok icraat bulursunuz
BEN BAKTIM BULDUM … … …
insanların ne yapacaklarına lütfen karışmayın eger size
bir hakaret veya sizi aşağılıyorsam ozaman beni uyara bilirsiniz
konuşma hakkımıda sizden alacak değilim lütfen
Sayin cagriyener
kirdimsa kasitli deyildir
mûmkûn oldugunca genele yazmanizi rica ettim
posta adresi yalniz bana ait olmadigindan
sôz gûmû§ olsada susmayi
çogunluk okuyucuyum arada bir yazarim
rahatsiz oluyorsaniz hiç yazmayim
saygilar
sayin afa42
sokakta mecliste meydanlarda
kavga saygisizlik kûfûr
bizler bu SITEDE bir ilki ba§latsak
sag sol dinci milliyetçi ayrimcaligi gôzetmeden
birbirimize ho§gôrûyle sevgiyle saygiyla ilimli payla§imci
hatalarimizi yûzûmûze vurmadan uyarici olarak kirmadan
bu sitede yazi§an bizler bunu ba§arabiliriz saniyorum
en azindan denemeye deger derim
saygilar
Öncelikle bu medeni düşüncenizden dolayı sizi tebrik ederim. Hani derler ya “AĞZINIZDAN BAL DAMLIYOR” işte öyle…
Her ne kadar bana biraz ütopik bir düşünce gibi gelsede bahsetmesi bile insana zevk veriyor.
Dilerim zihnimdeki bu ütopya gerçek olur ve BİZ BURADA BİRBİRİMİZE DÜŞÜNCELERİMİZİ İNSANCA ANLATIRIZ…
HAKARET ETMEDEN, KÜFRETMEDEN, KÜÇÜMSEMEDEN…
Saygılar, Hürmetler…
yanılıyorsunuz çok hemde.din dediğiniz şey adına ne yaptı bu adamlar sorarım size.görmemezlikten gelemezsiniz hizmetleri.tutturmuşsunuz din din diye.oy veren inançsız kesimler de var bunlara ne diyeceksiniz.
evet akicraatlara girin de bi göz gezdirin neler yapmışlar..
köprü yol han yaptırırken altında namaz kılın demiyor size kullanın diye yaptırıyor.nedir sorunuz anlamış deilim ki..
haklısınız afa42!demokrasiye bile saygı duyulamıyor bu ülkede halk iradesi bu.sensin benim saygı istiyoruz saygı.bizden de geçtik hizmete saygı herşeyden önce..
hani ne derler biliyorsan söyle alim sansınlar bilmiyorsan sus adam sansınlar..
yapacak birşey yok malesef..
VATAN SATILIYOR ŞİMDİDE MADENLERİMİZ SATILIYOR BU ZİHNİYETİ KINIYORUM BU ZİHNİYETE OY VERENLERİDE SUCLU SAYIYORUM
Bu seçimlerden dikkat edilecek bir çok sonuç çıkıyor:
1-iktidarı elinde tutan akepe elindeki imkanlar ile %15 önde gitmesi gerekirken ,%17-18 oy kaybetmiştir.(Elindeki tüm imkanları seferber etmesine rağmen:kömürler-çekyat-çamaşırmakineleri-senetler,erzaklar 6 milyon fazla seçmen-mezarlardan çıkarılan seçmenler,parmak damgasının çıkarılması,devletin tüm araçlarının ve valilerinin (?)seferber edilmesi,devletin bakanlarının halkı ,seçmez iseniz hiç bir işiniz olmaz diyerek tehdit etmesi,şantaj uygulamaları,seçim sonuçlarının sayılması esnası elektiriklerin -daha sonra sabotaj olduğu açıklanan- kesilmesi ve bu kesilmeden sonra akepe oylarının dikkat çekecek şekilde arttığını gözlenmesi…
2-Eski akepeli belediye başkanlıkları kaybedilmiştir.
3-Sayın Erdoğan’ın ceketini çıkarsa seçtireceği şehirlerde ceketi seçilememiştir.Belediye başkan adaylarına tıpkı halkı gibi değer vermediğini ,hatta aşağıladığını RTE davranış ve sözleri ile gösterdiği için, halk da bu davranışlara
gereken cevabı vermiştir.
4-Dtp’nin halkı terör ve ölümle tehdit ederek oy aldığını sayın Başbakan söylemiştir ki bu doğrudur ama bu duurm aynı zamanda Başbakanın icraatlarınında ne kadar yetersiz olduğunun göstergesidir.
5-MHP’nin görece artan oyu detepeye tepki oylarıdır.
6-Sayın Kılıçdaroğlu ve Karayalçın büyük olasılıkla sağlıklı yapılmayan seçim sonuçlarının okunması sırası olagelen kargaşalar ile seçimi kaybetmişlerdir.Birisi başkent olan bu iki büyük şehirde seçim sonuçlarına karşı duyulan şüphe çok önemlidir.Ve seçimi kazanmış olsalar akepe oylarının belirgin bir azalmasının düşünülmesi kaçınılmazdır.
Seçim ve sonrası 13 kişinin öldüğü çeşitli arbedelere tanık olunmuştur.
7-Baykal için yapılan yüzbinlerce eleştirilere (bunların kaynağı akepe ve dtp dir) rağmen halk CHP’yi istemiştir
8- 29 mart seçimleri halkın gözünde çok büyük şaibe altında kalmıştır.Halk bu gelişmelerden ve sonuçlardan demokrasi adına kaygılıdır.
9-Anket firmaları seçim tahminlerinde çuvallamış ve halkın gözünde güvenirliliklerini kaybetmişlerdir.Ki bu anket sonuçları psikolojik olarak güçlü gözüken partiye oy veren halkı etkilemiş olmasına rağmen bu seçim öncesi anketler de bir işe yaramamıştır.Doğru tahmin yapmış olsalar akepenin ne kadar oy kaybetmiş olabileceğini düşünülmesi gerekir.
10-Sivas -Antalya-Iğdır-Manisa -Urfa seçim sonuçları Türk Halkının övünç kaynağı olarak değerlendirilmelidir.Bu halkımızın ne kadar asil ve onurlu ve vefalı olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
Antalya Belediye Başkan adayı :daha önce üniversite tarafından seçilen ancak Cumhurbaşkanı’nın atamadığı rektör adayı olup onun seçilmesi ile halkımız dayatılan atamalara ve seçilmişlere saygı gözterilmemesine bir cevap vermiştir.
Urfa’daki seçilen bağımsız aday ile birilerinin ceketinin bile seçilemeyeceğini halk göstermiştir.
Sivas’da BBP adayının seçilmesi ise bu uğurda hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu’na halkının gösterdiği vefa çok dokunaklı olarak gözlenmiştir.
Manisa’da sayın Arınç’ın TSK’na karşı gösterdiği sayısız saygısızlıklara ve İstiklal Marşımız esnasında oryantal müzik çalınması cüreti ve saygızızlığına karşı halk tarafından verilen cevap Arınç’a ve akepeye bir tokat gibi inmiştir.
Iğdır’da da mitingde çök-kalk komutu ile tuhaf davranış sergileyen başkan adayı seçilememiştir.Daha önce MHP’nin başarılı olduğu Iğdır’da MHP Burada da halk kendisine nasıl davranılması gerektiğini göstermiştir.
Düzeltme:
Iğdır’da miting alanına gelen halka çök -kalk komutu veren Mikail Greli,belediye başkan adayı değildir.MHP’li Göreli’nin bu davranışı daha önce MHP’
MHP’li olan Görel’nin bu çök kalk komutu ile halkına gösterdiği davranışı , daha önce MHP’nin olan Iğdır Belediye Başkanlığının DTP’ye kaymasına sebep olmuştur.Devlet Bahçeli ise bu davranışı eleştirmiş ve Iğdır mitingine bu nedenle gitmeme kararı almıştır.
Tunceli halkı da kendilerine ,akepenin yedirtmem dediği valileri aracılığı
.ile yürütülen seçim rüşvet kampanyası
(ki dünyada eşi benzeri yoktur)’na rağbet etmeyerek tepki oylarını detepeden yana kullanmıştır.
Seçimlerin içinde bulunulan olağandışı şartlarına rağmen akepenin hezimeti ,
daha önceki seçimde de seçilmiş olduklarına dair halkta şüpheler uyandırmıştır.
.Bu şartlar altında 22 temmuz 2007′den beri icraatlarda bulunan hükümetin geçerliliğinden halk şüphe duymaktadır ki bu hükümet yeni bir anayasa taslağı hazırlamaktadır veya hazırlamıştır.Cumhuriyet gazetesinin işaret etttiği ve farkına varmamız gereken tehlike de burada başlamaktadır.
Ve ne tesadüf ki bu tehlikeden bahseden kişiler,ülkemizin içinde bulunduğu şartarın kötülüğünü vurgulayan vatanseverler birkaç çapulcu ve terörist ve mafya üyeleri ile aynı kefede gibi gösterilerek soruşturulmak üzere etö adı altında tutuklanmışlar .
Hala da hapisde yatmaktadırlar.Yandaş medya tarafından yasalar çiğnenerek tutuklu avukatlarından önce halka dava hakında ve uydurma spekülatif haberler ile karalandırılarak yanlı ve yanlış bilg vermek sureti ile
bu kişilerin masumiyet karineleri zedelenmektedir.
Ama aynı hukuk devleti deniz feneri davası ve seçimdeki şaibeler üzerine aynı kararlılık ve hassasiyetle gitmemektedir.
Tüm Türkiye’nin dinlendiği ve kaydedildiği bugünkü ülkemizde nedense ora köylülerinin ihbarına rağmen helikopter kazazedelerini bir türlü o soğuk kış ve tipi şartlarında 4 gün bulamamışlardır.Ama hakimler bile dinlendikleirni ima etmiş ve yargıtay başkan vekili ve eşinin dinlendiği tamda akepenin kapatılma davası sırasında anlaşılmıştır.
Matematik yalan söylemez.
Destek oranında az da olsa bir düşüş vardır.
Bu sonucu güven oyu olarak algılayanlar kendilerini kandırırlar.
Futbol takımı tutar gibi parti tutmanın kimseye hayrı olmaz.
Hataları söylenmeyenler ise yolunu şaşırır.
Bence destekteki azalmanın en büyük nedeni parti yönetiminin seçim kampanyasında benimsediği agresif taktik ve sayın başbakanın konuşmalarındaki üslup hatalarıdır. Kapanacak fabrikası olmasa da, kredi kartı borcu olmasa da vicdanlar kitlelerin toptan suçlanmasını asla kabullenemezler.
Bu iki büyük hatanın yanında onlarca da küçük hata bu sonucu getirmiştir.
Halkın oyu kimsenin cebinde değildir.
SORU::Ali, cebindeki çil çil 47 lirasından 8 lirasını
kaybetti. Ali parasının kaçta kaçını kaybetti?
CEVAP:Hayır hayır yüzde sekizini değil, yüzde ON YEDİSİNİ kaybetti!
Çünkü 8 lira 47 liranın %17’sidir (8/47 = 0,170212766).
AKP’nin yüzde sekiz oy kaybı yanlışını pek çokları özellikle AKP’liler
yapıyor,
Ya bu adamlar doğru bir şey yapmazlarmı hiç?
Aslında doğrusu 8 de değil 9 çıkarmak gerekirki bu da %19 eder.
47-38=9 eder
Alıntı haber:
Başbakanlık için iki yıl önce sipariş verilen Gulfstream G550 tipi uzun menzilli iş jeti, önümüzdeki hafta teslim ediliyor. Uçağın fiyatının 60 milyon doları aştığı sanılıyor.
Liste satış fiyatı 55 milyon dolar olan uçağın ABD’de Savannah Georgia’daki Gulfstream imalat hattında test uçuşları ve teslimat çalışmaları son aşamaya geldi. Tescili TC-DAP (Doğu Anadolu Projesi) olması düşünülen uçağın fiyatının ekstra sistemlerle 60 milyon doları aştığı sanılıyor.
VIP uçuşlarda kullanılmak üzere THY tarafından sipariş edilen Gulfstream G550, 12 bin 501 kilometre menzili ile dünyanın en uzun menzilli iş jeti. Yolcu kapasitesi Başbakanlığın isteğine göre 18 koltuklu olarak planlanan uçak, İstanbul’dan yakıt ikmali yapmadan batıda Los Angeles, doğuda Avustralya’nın Darwin şehrine uçabiliyor.
Ağustos 2007’de, 2011 sonuna kadar sıra bulunan uçağın teslimatını öne almak isteyen THY, Gulfstream’le görüşerek bunu Nisan 2009’a çekti. Ekonomik kriz nedeniyle birçok ülkeden gelen sipariş iptalleri nedeniyle, uçağın teslimatındaki öne alma tarihinde de bir sarkma meydana gelmedi. Uçakta görev yapacak pilot ve teknisyenlerin de eğitimlerini tamamladığı öğrenildi.
KABİN 18 KOLTUKLU
Normalde G550’lerin koltuk kapasitesi 14-18 arasında değişiyor.
Koltuk, halı, kabin renklerinin seçiminde Gulfstream ve THY Teknik mühendisleri ortak çalıştı.
Uzun uçuşlarda koltuklar 180 derece yatıyor.
Uçağın arka bölümü toplantı salonu haline getirilebiliyor.
Kabinde ayrıca uzun uçuşlarda pilotların dinlenmesi için özel bir alan da yer alıyor.
Yorum:
Ekonomik kriz olmadan bile geçinmesi zor olan geniş bir halk kitlesi var Türkiye’de.Bir de kriz var.Ama bizim seçtiğimiz (!) liderlerimiz böyle bir müsriflik içinde.Acaba bu uçağı ısmarlarken bu uçak için verilen para ile kaç kişiye istihdam yaratılacağını hiç düşündülermi ve içleri rahat olacakmı o uçağa bindiklerinde??
bazı kafalar bunları anlayamıyor işte, alnamak bir tarafa çamur siyaseti
peşindeler, zamanın başbakanı amerika gezisinden etkilendği geniş
caddeleri istanbulda yapınca anlayamayanlar “bu kadar geniş yola uçak mı
inecek” diye alaya aldılar, nooldu günümüzde yetmez bile oldu, rahmetli Özal
köprüyü satacağım dedi benzer zihniyet sattırmam dedi, ama Özal köprüyü
satıp ta yanına daha kısa zamanda 2. köprüyü inşa edince noldular “fossss”,
hatta gap, vede (bir jet daha) aldıydı, yine aynı zihniyet karşı çıktı, ama daha
sonra başbakan – cumhurbaşkanı olunca kendileri de kullandı, şimdi de bu
jet olayına takmışlar görünen o, sanki Recep Tayyip Erdoğan, bu jeti
kendisine aldırıyor da, başbaknlığı bitince kendi şahsına ait olacak, hep laf
hep çamur, icraat için zamanınız yok galiba . . .
Belliki esenin kafan anlıyor,
Peki benim anlamadığım başka bir durum daha var:Sayın Başbakanın annesinin karnından 2 milyar dolar ile doğmuştu da ben mi bilmiyorum acaba?
elinde belgenmi var, hesap ekstrelerinimi gördün, yoksa onun bunun
salvolarına mı kandın ??? (tabiki ard niyetin yoksa)
gitti prensipci,geldi sohbeti ilvan….
Birazda Türkçe kelimeler seçseniz nasıl olur acaba??
gidene gülegüle, gelene hoş geldin demek lazım ötesi kimseyi
ilgilendirmemeli, ayrıcada bu site için ne tür isim seçeceğimi sana
soracak değilim herlede, yönetici misin site sorumlusumusun,
vazife olmayan işlere karışma bir zahmet !!!
hem onu bunu bırakta soruma düzgün bir cevap verimisin ltfn.
diyorum ki hala “belgen varmı yoksa iftiracıların kampanyalarının,
bir şubesimisin” ….
List of heads of government and state by net worth
From Wikipedia, the free encyclopedia
Jump to: navigation, search
This is a list of heads of state and government by the net worth, mostly of their liquid assets. This list should not include property and other material goods (although these are sometimes difficult to separate depending on the source).
Name
Title
Net Worth
Country
Hassanal (Bolkiah)
Sultan
$30 billionРќ▓
Brunei
Abdullah (Saud)
King
$21 billionРќг
Saudi Arabia
Khalifa bin Zayed Al Nahyan
President
$19 billionРќ▓
United Arab Emirates
Mohammed bin Rashid Al Maktoum
Prime Minister
$14 billionРќг[citation needed]
United Arab Emirates
Henri (Nassau)
Grand Duke
$5 billion[citation needed]
Luxembourg
Beatrix (Orange-Nassau)
Queen
$4.7 billion[1]
Netherlands
Hans-Adam II (von und zu Liechtenstein)
Prince
$3.9 billion[citation needed]
Liechtenstein
Recep Tayyip Erdo─Ъan
Prime Minister
$2 billion[2]
Turkey
Albert II (Grimaldi)
Prince
$1 billion[citation needed]
Monaco
Teodoro Obiang Nguema Mbasogo
President
$600 million[citation needed]
Equatorial Guinea
Elizabeth II (Windsor)
Queen
$500 million[3]
Antigua and Barbuda
Australia
Bahamas
Barbados
Belize
Canada
Grenada
Jamaica
New Zealand
Papua New Guinea
Saint Kitts and Nevis
Saint Lucia
Saint Vincent and the Grenadines
Solomon Islands
Tuvalu
United Kingdom
Harald V (Oldenburg-Gl├╝ cksburg)
King
$240 million[citation needed]
Norway
Mswati III (Dlamini)
King
$50 million[citation needed]
Swaziland
C─Ѓlin Popescu-T─Ѓriceanu
Prime Minister
$18-20 million[4]
Romania
Ferenc Gyurcs├Аny
Prime Minister
$16 million[5]
Hungary
George W. Bush
President
$15 million[citation needed]
United States
Margrethe II (Oldenburg-Gl├╝ cksburg)
Queen
$10 million[citation needed]
Denmark
Carl XVI Gustaf (Bernadotte)
King
$9 million[citation needed]
Sweden
Helen Clark
Prime Minister
$8 million[citation needed]
New Zealand
Hosni Mubarak
President
$7 million[citation needed]
Egypt
Gloria Macapagal-Arroyo
President
$1.3 million[citation needed]
Philippines
[edit] References
1. ^ Forbes 2005 estimate.
2. ^ Forbes 2005 estimate.
3. ^ #46 Queen Elizabeth II – Forbes.com
4. ^ (Romanian) “Cei mai boga┼Бi rom├бni valoreaz─Ѓ o cincime din PIB” (”The Wealthiest Romanians Are Worth a Fifth of [Romania's] GDP”), Evenimentul Zilei,November 3, 2006.
5. ^ ├Ђtrendez┼Љd├Хtt az els┼Љ 10 hely a leggazdagabb magyarok list├Аj├Аn
Retrieved from “http://en.wikipedia .org/wiki/ List_of_heads_
Kategori ulusal onur | Düzenle | Yorum Yok »
wikipedia ciddiye alınabilecek bir kaynak değil çünkü bu site
“milletin meclisi” sitesi misali üyelerinin (doğru-yanlış) ekledikleri
bilgilerden oluşur yani wikipedia ya üye olsam ve desemki deniz
baykal ın hanımının mirasla açıklanamayacak bir mal artışı
olmuştur, vs. vs. vede birisi wikipedia yı kaynak gösterse ne
kadar ciddiye alınır !!!
(başka kaynak???)
Siz de en az işaret ettiğiniz kişiler kadar cahilsiniz.
Başkalarının söz ve fikirleri sizi neden bu kadar kızdırıyor.
Neden bunun normal birşey olduğunu düşünmüyorsunuz.
Aileniz , zamanında size çok mu baskı uyguladı…
İşaret ettiğiniz kişiler kimler ve ne yazmışlar bilmiyorum ama
sözüm onlara da …
Bu ne şiddet , celal …hepiniz , yaradanın önünde at mı koşturuyorsunuz.
Yaradana ve yarattıklarına saygılı olmak lazım …. gerçekten inanıyorsanız..
Gerisi … samimiyetsiz inançdır… gösteridir. Kendini , dizginleyemeyen
ki sebep ne olursa olsun … gerçek sevgi ve inançdan yoksundur.
Akıl biriktirmek için değil , anlamak içindir … Mevlana
Sevgi ve Selamlarımla
Sözde etö delilleri ve ithamlar için de biz böyle düşünüyoruz.Bakın Tuncay Güney’in itiraflarının bile işkence latında alındığı söyleniyor.
Deniz feneri soruşturması neden hala sonuçlanmadı?
Aselsan cinayetlerinin peşine neden gidilmedi de intihar denip dosyaları kapatıldı?
Neden?
Neden?
O kadar parası olmasa atagolda ortak olabilirmiydi.Ya gemicikleri alabilirmiydi?
Ya dünürünün aldığı sabah grubu ve ATV?
Neden Zaman gazetesi o kadar çok ve yıllardır bedava dağıtılıyor ve reklamları da cabası.Ama kimse almıyor ..Bunun kaynağı nerden geliyor?
Kamuya açık yabancı bir internet sitesinde çıkan bu yazıyı neden Başbakan tekzip edip de yalanlamadı ?
Milli Görüşcü Ahmet Akgül’ün “akp intihara gidiyor ” kitabında yazılanlara göre tezkere 1 mart tezkere geçmediği için askeri cezalandırmak için Amerikalılara bu çuval geçirmeyi öneren akp imiş?
Bunu da kitapda okuyup da öğrendik.Başbakan neden tekzip etmedi bu bilgileir?
Neden?Ben ne biliyorsam okuduklarım ile biliyorum.Karşındakini itham edeceğine bildiğin doğruları açıkla veya sus.Kimseyi kara çalarak ithamda bulunma.İstersen sen sende okur ve öğrenirsin.Tabii 3 maymunu oynamaktan vazgeçmek gerekir önce ve “kral çıplak” diyebilmek cesaretini göstermek gerekir.Bu uğurda nemalanmıyorsan eğer…
Utanmadan halka bağırmadılarmı “babalar gibi satarız” diye….
Şimdi sıra “BOR”‘da.Başbakana sormak gerekir.Obama ile “BOR”
konuşuldumu;?
Türk Halkına cevap vermesi gerekir ve bilmelidir ki :”ETİBANK ve BOR”,satılık değildir.
Akepeye karşı olmak chpli olmak demek değildir.Kaldıki CHP de akepe gibi siyasi bir parti olup ana muhalefet partisidir ve ona oy verenlere ve akepeye karşı olanlara saygı göstermeniz gerekir.Türk Halkı sadece akepeye oy verenlerden oluşmuyor.
herşeyin cevabını madem biliyorsunuz, kaynağının bilirsiniz,
yoksa wikipedia ya yorum ekleyin sonrada delil kabul edersiniz
Bu siteyi ziyaret ederek videoyu izleyin derim..
http://www.toplumsalhaber.com/gvgoster.php?id=86
Alıntıdır:
30 Mart 2009 Sabahı
Evet, siyasilerin ve medyanın söylemi ile bir ” demokrasi şölenini” daha arkada bıraktık. Türkiye yeni bir sabaha günaydın dedi. Bende 3-4 saat uyuduktan sonra filmi geri sarıp dün geceyi şöyle bir aklımdan geçiriyorum. Aklımda kalan neydi? Aklımda kalan en büyük düşünce; “Şüphe”. Evet içim çok rahat değil, bir terslik var. Gelin sizle paylaşayım.
Gece 22.00 civarları. Türkiye’nin her yerinden seçim sonuçları geliyor. Kanalları gezerek sonuçlara bakıyoruz. Oldukça süpriz sonuçlar geliyor. En büyük süpriz İstanbul’da. Oyların neredeyse %30-40’ı gelmiş ve Kılıçdaroğlu ile Topbaş arasında sadece %2’lik bir fark var. %42 Topbaş, %40 Kemal Kılıçdaroğlu, CHP umutlu. İlginç ve sürprizli bir seçim akşamı yaşıyoruz. Kadıköy, Bakırköy, Beşiktaş gibi CHP’nin oy deposu ilçeleri düşününce CHP’nin İstanbul’da seçimi alma olasılığını görüyoruz, konuşuyoruz. Heyecan sürüyor.
Fakat o da ne! Gece 22.00’den sonra sonuçlara sihirli bir el değiyor sanki. Hani bir İtalya-Arjantin finalinde “Maradona” elle bir gol atmış ve sonra ona “Tanrı’nın eli” demişti ya. Aynen öyle. Seçimlere birdenbire Tanrı’nın eli değiyor ve Türkiye’nin her yerinde ama her yerinde AKP oyları yükselmeye başlıyor. Başa baş gidiyorsa AKP öne geçiyor, AKP öndeyse fark açılmaya başlıyor. Hem de “SİSTEMATİK” bir şekilde.
Örneğin İstanbul’da 42.6 ile 40.2 gibi bir sonuçtan sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun oyları 40.1, 40.0, 39.9, 39.8, 39.7 şeklinde kademeli olarak gerilemeye başlıyor. Hemen karşılığında da Kadir Topbaş’ın oyları da 42.6, 42.7, 42.8, 42.9, 43.0 gibi onda birlik dilimler şeklinde yükseliyor. Bu mekanizma gece 04.00’e kadar sürüyor. Sonuçta 36.9 Kılıçdaroğlu, 44.3 Topbaş’a kadar geliniyor.
Peki bu normal mi? Yani oyların %30-40’ın da kafa kafaya giden iki aday oyların kalanında her bir adayın lehine artar mı? Bence artmaz. Ama diyelim ki tesadüfen öyle denk geldi. Hep AKP’nin İstanbul’da önde olduğu oylar maçın ikinci yarısında denk geldi. Ama başka bir resim bana bu imkansız dedirtiyor. Nedir o resim?
Türkiye’nin her yerinde ama her yerinde gecenin ilerleyen saatlerinde AKP oyları artıyor ama rakiplerinin oyları azalıyor. Biraz örnekleyelim;
- İzmir’de CHP %62 – AKP %23’lerde başladığı geceyi sabaha kadar %55 – %32 ile bitiriyor. CHP %7-8 oy kaybederken AKP %7-8 oy kazanıyor.
- Aynı şekilde Diyarbakır’da DTP %75’lerde başladığı geceyi %65’lerde bitiriyor. DTP %10 civarında oy kaybederken, aynı şekilde AKP %10 civarında oyunu arttırıyor ve geceyi %31-32’ler civarında bitiriyor.
- Trabzon’da da İstanbul benzeri bir sonuç. %2’lik bir fark (CHP %44 – AKP %46) gecenin sonunda CHP %40 – AKP %48 olacak şeklinde %7-8’lik bir farka çıkıyor.
- Antalya da geceye %10 farkla başlayan CHP ancak zar zor %5 farkla seçimi kazanıyor.
(%40 – %35)
- Beyoğlu’nda %10 farkla önde giden CHP, sabaha karşı Beyoğlu’nu AKP’ye kaptırıyor.
- Manisa, Balıkesir, Karabük gibi yerlerde MHP – AKP çekişirken aynı şekilde MHP oyları devamlı azalırken, AKP oyları devamlı artıyor.
- Ankara’da Murat Karayalçın TV’a çıkıp 2 puan önde olduklarını söylüyor ama gece biterken %7 farkla kaybediyor (%38,5 – %31,5).
- Aynı şekilde İstanbul’da CHP İstanbul İl başkanı oyların %90’ı sayıldığında %41’e %40 önde olduklarını söylediği gece 7 puan farkla kaybediyor (%44.3 – %36.9)
Diyebilirsiniz ki bu arkadaşlar partili oldukları için objektif değiller ve yanıldılar. Peki bu seçim sonuçlarını en yakın bilen A&G şirketi sahibi Adil Gür, İstanbul’da gece 23.00 civarlarında seçim tahmini %41 AKP, %40 CHP şeklinde yaptı. Buna ne dersiniz? O’da oyların yarısı gelmişken, sayılara bu kadar hakimken, bu kadar sapmayla yanılmış olabilir mi?
Bence hayır. Hatta kocaman bir “HAYIR”. Ortada bir tuhaflık var. YSK’nın bilgisayar sisteminin çökmesinden, gece Ankara ve İstanbul’da birçok tuhaf elektrik kesilmelerinden bahsetmiyorum. Sadece sonuçlara bakarak bunun akla ve bilime aykırı olduğunu söylüyorum.
Dedikleri kolayca test edilebilir. Herhangi bir kanalın örneğin Show TV, CNN Türk veya HaberTürk’ün gece 22.00 civarlarındaki kayıtlarını izleyip bütün illerde partilerin yüzdelerini yazalım. Sonra aynı kanalların gece 03.00 civarlarındaki kayıtlarını inceleyip yine başka bir tabloya bu saatteki sonuçları parti bazında ve il bazında yazalım.
Göreceksiniz ki Türkiye’nin hemen her yerinden ama istisnasız her yerinde 03.00’teki AKP oyları gece 22.00’deki AKP oy oranlarından daha fazla. Ve aynı şekilde AKP’nin tüm rakipleri de (CHP, MHP, DSP, DTP, SP) gece 22.00 daki oy oranlarıa göre gece 03.00’da oy kaybetmişler. Böyle bir istatistik olabilir mi? “İMKANSIZ”.
Ben bunu ODTÜ’de master yaparken tezimde istatistik yöntemleri kullanmış biri olarak söylüyorum. Ben bunu doktora yaparken Tübitak’tan “bilim adamı” bursu almış biri olarak söylüyorum. Ben bunu 25 yıl bilgisayar sektöründe çalışmış biri olarak söylüyorum. Ben bunu siyaseti çok iyi bilen biri olarak söylüyorum.
İddiam basit; “29 Mart 2009’da gece 22.00’deki sonuçlarla, 30 Mart 2009 saat 03.00’teki sonuçları karşılaştırıldığında, tüm sonuçların AKP lehine artması normal değildir”.
Peki ne istiyorum? “Basit”:
Bilgilerin tutulduğu database Oracle, DB2 veya SQL Server’dan biri olmalı. Büyük ihtimalle Oracle’dır. Bu database’ler kayıt yaparken sistemi “recovery” yapabilmek amacıyla online log’lar tutup daha sonra bunları “archieve log” olarak saklarlar. Ben bu saat aralığında Oracle database’inin online loglarını incelemek istiyorum. Acaba sistemde bu saat aralığında sadece “INSERT” kayıtları mı var yoksa “UPDATE” ve “DELETE” kayıtları da mevcut mu?
Sistem database’inde o aralıkta çalışan herhangi bir “TRIGGER” set edilmiş mi? O anda sistemde hangi “USER”lar çalışmış ve “IP numaraları” nelerdir?
Kafamı kurcalayan başka bir şüphe, seçim sisteminin yoğunluktan dolayı tıkanması ve gece 22.00 civarlarında kapatılıp açılması. Hayatımın önemli bir kısmı bu sistemleri “tune” etmekle geçtiği için ihtimalleri düşünüyorum. Birinci ihtimal network’te bir sıkışma yaşanması. Ama sistem hardwere’lerinin yeterince kapasiteye sahip olduğunu, memory, i/o alt yapısı, gigabyte Ethernet kartları ile bir sıkışıklık ihtimalini çok az görüyorum. Büyük ihtimalle database’de bazı “deadlock”lar oluşmuş olmalı. Çünkü sadece data insert eden bir oracle sisteminin “şişmesi” neredeyse imkansızdır. En büyük ihtimal başka bir user’ın ya da programın o anda “read” ya da “update” ediyor olması lazım. O saatte seçim sisteminde kim olabilir? Kim datalara read veya update amaçlı erişmek ister?
Bu soruların kamu adına, teknik bir ekip tarafından inceleyip, kamuoyuna “temizdir” raporu vermesi lazım. YSK böyle bir denetlemeyi şeffaflık adına yaptırmalıdır. Eğer yaptırmazsa tıpkı 2007 seçimlerinde olduğu gibi 2009 seçimleri de benim gözümde “şaibeli” olarak kalacaktır. Bilgi Teknolojilerini iyi bilen ve neler yapabileceğini kavrayan biri olarak bunun “kısa sürede” yapılması lazımdır. Bu denetlemeyi 2 sene sonra yapmanın da bir anlamı yoktur. Çünkü araya zaman konursa, teknik bir denetlenmenin nasıl geçilebileceğini biliyorum. YSK’nın kamuoyu adına bu denetlemeyi yaptırmasını arzuluyorum.
CHP, MHP, DTP, SP gibi partilerin oylarına sahip çıkması, bu kayıtların bir kopyasını YSK’dan log’ları ile birlikte alması ve il bazında “seçim simulasyonları” yapmasını öneriyorum. Eğer yapmazlarsa AKP’nin hep iktidar kalacağını, kendilerinin de hep muhalefet’de kalacaklarını düşünüyorum.
Son olarak, bu yazıyı ülkede “kaos ve kargaşa ortamı” yaratmak için yazmadım. Bu yazıyı tam tersi Türkiye’de demokrasi’nin tam olarak oturması için yazdım. Daha açık, daha şeffaf bir demokrasi özlemi içinde yazdım. Nedense ilgili şahıslara duyurma ihtiyacı duydum.
Daha güzel, daha demokratik, daha katılımcı bir Türkiye adına, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
(30 Mart 2009, Pazartesi)
Birol BAŞARAN
Bilişim Uzmanı
Silivri L Tipi 4 Nolu Cezaevi’nde Tutuklu
(13.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/268 Esas Nolu Dosyası Kapsamında)
ulkemizde seker, pancardan imal edildigi gibi genleriyle oynanmis misirdan da imal ediliyor (bunun arkasinda da maalesef bizim prenslerimiz varmis). Simdi ben, paketin uzerinde ”yuzde yuz pancar sekerinden imal edilmistir” yazisini gormezseniz satin almayin..Yemeyin !!
Mustafa Mutlu
Saylan ve ÇYDD halk tarafından nasıl aklandı?
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne baskın yapıldı, Türkan Saylan’ın evi polis tarafından saatlerce arandı…
Sonuç:
Derneğe yapılan bağışlar patladı!
Kimse Beşiktaş’taki adliye binasına koşmadı…
Kimse, “Onlar suçluysa, takın benim bileklerime de kelepçeyi. Aynı suçu ben de işledim. Laikliğe, demokrasiye, hukuka ben de bağlı kaldım. Ben de en az onlar kadar çağdaşlaşmayı savundum” demedi…
Kimse kendisini polis arabalarının önüne atmadı…
Kimse haksızlığı protesto etmek için meydanlara akmadı!
Çünkü…
Tüm bunlar ucuz kahramanlık olurdu! Ucuz kahramanlığın ise ne yeriydi ne de zamanı. Kimseye bir fayda sağlamazdı…
Çok daha “pahalı” bir “protesto” yöntemi seçti binlerce kişi:
68 yaşındaki Sabiha Teyze, cumartesi pazarında harcamak için ayırdığı 100 lirayı…
71 yaşındaki Osman Amca 679 liralık emekli maaşını…
Adana’da yaşayan Özlem Hanım, “kefen parası” olarak bir kenarda sakladığı 3 bin lirayı…
Kırtasiyeci Emin Bey, bir günlük cirosunun tamamını…
Öğretmen eşi Hamiyet Hanım, 22 yıl önceki nikâhında annesinin taktığı üç bileziğini bağışladı! Sadece onlar değil… Onlar gibi düşünen binlerce kişi, ÇYDD’nin banka hesaplarını “protesto meydanı” olarak kullanıyor…
***
Hepsi yasalara saygılı…
Hepsi hukukun üstünlüğüne, yargının bağımsızlığına yürekten inanıyor. Ama yine hepsi, “Bu işte bir iş var” diyor!
Türkan Hoca’yı ekranlarda gördükleri andan bu yana gözyaşlarını tutamıyorlar. ..
Hastalıktan erimiş o kadının verdiği savaş, kendi hastalıklarını unutturdu onlara!
Dün, “İnsanlığımdan utanıyorum” diye bağırıyordu telefonda kanser hastası Kıymet Abla…
“Yaz” dedi; yazıyorum:
“Tedaviden vazgeçiyorum. .. Kemoterapiye harcayacağım parayı bu derneğe bağışlıyorum.”
***
Tamam; adaletin kestiği parmak acımaz…
Tamam; savcılar, polisler işlerini yapıyor…
Ama nedense…
Milyonlarca kişi hayatını bu ülkeye adayan Türkan Saylan’ın ve onun kurduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin suçlu olamayacağına inanıyor…
Hepsi isyan ediyor…
İsyanlarını da “şüpheli derneğe” yaptıkları bağışlarla bayraklaştırıyor!
***
Bundan daha net bir “aklama kararı” olur mu?
*****
AZAR!
Soğukkanlığıyla tanınan Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün sinirleri iyice bozulmuş… Dün Beşiktaş Adliyesi’nin önünde işlerini yapmaya çalışan gazetecileri azarlamış…
Yaptığı çok zor bir iş elbette… Ama onun bu sinirli hali, adalete duyulan güveni olumsuz etkiliyor!
***
Kısacası Savcı Bey; kabul etseniz de etmeseniz de, basın için önemli bir aktörsünüz…
Kızacağınıza; anlayış göstermeye çalışın.
Çünkü muhabir kardeşlerimizin, kendi işlerini en az sizin kadar iyi yapmaya çalışmaktan başka suçları yok!
*****
GÜNÜN SORUSU
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart dün bir basın toplantısı düzenledi ve AKP Yozgat Şefaatli ilçe teşkilatını, Deniz Feneri ve Yimpaş paralarını partiye aktarmakla suçladı.
Deniz Feneri dosyası bu yüzden mi aylardır açılamıyor?
*****
Sonunda kimyayı bile din sömürüsüne alet ettiler!
Aşağıdaki soru Diyarbakır’daki Rekabet Kurumu Anadolu Lisesi’nde yapılan kimya sınavında 10. sınıf öğrencilerine soruldu:
“X şahsı hayatı boyunca 3,10 üzeri 22 iyilik ve 4,10 üzeri -2 mol kötülük yapıyor. Hesap günü mizanda iyilik ve kötülükleri tartılıyor. İyilikleri ağır gelirse cennete, kötülükleri ağır gelirse cehenneme, tam nötrleşme olursa Araf’a (hayvanların ve delilerin barınacağı yer) gidecek. Bu şahsın hesabı görülünce durumu ne olacak? İşlem yaparak sonucu bulunuz.”
Soruyu soran kişi, kimya öğretmeni Zeki Kılıçarslan!
Öğrencilerine bir pozitif bilim olan kimyayı öğretmek için devletten maaş alıyor ama “yobazlığın görülmemiş destanı”nı yazıyor.
Kendisini de, “Bana kim ne yapabilir ki? Gurur verici bir şey yaptım” diye savunuyor!
***
Seni hiç unutmayacağım Zeki Hoca.
Adım gibi eminim ki emekli olduktan sonra bol maaşlı bir koltuğa atanacaksın!
İşin kötüsü… Bunu bilmek için “kimya formülü”ne bile gerek yok!
köpeğin duası geçse gokten kemık yagardı….
evete evet nethan bey sız gecmelısınız akp yerıne cok basarılı bulyorsum sızı
:):):) sen kımsınsın akp kım sen kımsın tayyıp erdogan kım gıt ısıne kardesım hazımsızlılıgın varsa caresıne bak…
gulask hanım bence metehan beyle hıcc ama hıc muhattap olmayın sallayın onussun dursun sınır bozmaktan baska ne yapar bu herıf…. ne yanı cekıge baykal gargamel devlet bahcelıye mı verelım devletı
:):):):)
Kendinden bahsediyorsun herhalde…
YENİ BİR CEMAAT VE AZİZESİ
Ergenekon sanıklarını savunmakla görevli medyada bâriz bir sevinç havası gözleniyor, “Oh oldu; bu defa baltayı taşa vurdu savcılar” diye neredeyse oynamadıkları kaldı.
Bayan Saylan’ın evinin aranması, aylardan beri ilk defa darbesever gazeteci takımına minik de olsa bir nefeslenme imkânı verdi; bugünlerde alayı birden o gediğe hücum ediyorlar. İlk defa psikolojik üstünlük kurmanın hazzını yaşıyor, fırsattan istifade müthiş bir güç gösterisi yapıyorlar. Sovyetler Birliği yıkılmadan önce her sene Sovyet Ordusu’nun Kızıl Meydan’da düzenlediği askeri resm-i geçite benzer bir güç gösterisi… “Bakın, yalnız değiliz, şunumuz da var, bunumuz da var, vb…”
Ne kadar daralıp bunaldıklarını çıkarabiliyoruz bu cephe dayanışması gösterisinden; ne var ki, büyük risk alıyorlar. Bayan Saylan’ın evinin niçin arandığını, hangi suçla itham edildiğini, hatta itham edilip edilmediğini bile bilmiyoruz; belki sadece soruşturma genişletmek için bilgi edinmeye ihtiyaç duyuldu, bunu bilecek durumda değiliz ama Bayan Saylan etrafında bambaşka bir “Rahibe Teresa” imajı oluşturmaya gayret edenlerin biraz fazlaca risk üstlendikleri de ortada. Yeni bir “bizburadakaç kişiyiz” atılımı bu; bilemiyoruz, tahmin ediyoruz.
Bayan Saylan’ın başkanı olduğu vakıf, daha çok öğrenci bursu faaliyeti ile öne çıkıyor. Geçenlerde DMG’nun bir kanalındaki haber bülteninde Mehmet Ali Birand, seyircilere hitaben ağlamaklı bir dille, “70 milyon liraya ihtiyacımız var; mühim bir meblağ değil, isteseniz hemen toparlayabiliriz” gibi hissi cümleler kurarak yeni bir yardım kampanyası başlattı; devamı da gelecekmiş. Allah hayır sahiplerinden razı olsun. Eğitim meselesinin desteklenmesi hayırhah bir iştir. Nitekim Milliyet gazetesi gazete görüşünü bildiren dünkü imzasız başyazıda özetle diyor ki: “Son gözaltı dalgası ağırlıklı olarak eğitimcileri ve gönüllü faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ile bağışta bulunan hayırsever vatandaşlarımızı hedef aldı. Eğitim, dünyanın her yerinde kutsaldır; eğitimi sekteye uğratan her faaliyet tepki çekmeye mahkumdur.? Son dalganın yarattığı en büyük rahatsızlık, hayatını yalnızca başka insanların iyiliğine vakfetmiş Prof. Türkan Saylan gibi gerçek bir kahramana yapılanlardır. ”
Aynen katılıyorum; acaba Milliyet gazetesi, şu ibarede kasdettikleri kurum ve şahısların ad değişikliğine uğraması halinde aynı vâveylâyı koparır mıydı şüpheliyim ama!
Mesela şöyle bir cümle: “hayatını yalnızca başka insanların iyiliğine vakfetmiş Fethullah Gülen gibi gerçek bir kahraman…”
Buyrunuz size samimiyet testi. Eğitimse eğitim, gönüllülük ise gönüllülük; fark var mı arada?
“Aa, onlar F Tipi cemaat ama” itirazlarını duyar gibi oluyorum. Bayan Saylan’ın hayır teşkilâtı da Üstad Weber’in Cemiyet tipolojisine tastamam uyan bir “community”dir neticede. “Ama bu dinî bir cemaat değil ki, laikiz biz ayol” itirazlarını ciddiye almamak zorundayım, zira Bayan Saylan’ın kerrât ve iftihâr ile “Şeriata karşı” olduklarını beyan etmesi, o vakfı, Hilmi Yavuz’un tâbiriyle “tastamam” bir dinî cemaat yapar. Niçin diyeceksiniz, çünkü “Şeriat”, teknik itibarla İslâm Fıkhı’nın özel ismidir. Bayan Saylan, şeriat hususundaki münâferetini, diğer dinlere teşmil etmek gibi bir gayret göstermiyor; o, hassaten İslâm şeriatına karşıdır ve bu tutumuyla o pekâlâ “dinsel”, hatta bana göre “tinsel” bir tutum sergileyerek kendini angaje etmiştir. Bir dinin hukukuna karşı olmak, tersinden bir dinî vaziyet alıştır. Yanlış düşünüyorsam, kendisi düzeltsin.
Kaldı ki Bayan Saylan’ın -kendisi farkında olmasa da- “dinsel bir cemaatin tinsel bir lideri” olmak hakkı vardır; hattâ ve hattâ başörtüsüyle okumak isteyen kızları bilinçli bir ısrar ve nefretle, “Teyze bizi okula gönder” kampanyası dışında tutup, onları okullarda görmek istemeyecek derecede negatif ayrımcılık yapıyor olsa bile.
Zira bu bayan, kendisini mistik bir dille savunmaya kalkışan belkemiksiz köşeci esnafının çoğundan çok daha mert görünüyor bana.
Ahmet Turan ALKAN – Zaman Gazetesi – 18.04.2009
Alıntıdır:
İddianın sahibi :
Ahmet Ersin. Halen CHP’nin İzmir Milletvekilliğini yapıyor.
TBMM’de telekulak araştırmaları için kurulan alt komisyonun üyesi; yani yasa dışı telefon ve ortam dinlemeleri için görevi gereği mesai harcayan bir isim.
Dedikleri özetle şöyle:
- 2005 yılında lazer güdümlü 11 adet mobil ortam dinlemesi aracı alındı.
- Bu dinleme araçları ile bir iki sokak ötede park edip iki kişinin ev ya da büroda yaptığı konuşma dinlenip kaydedilebiliyor.
- Meclis Telekulak Komisyonu, İsrail ve Kanada’dan ithal edilen ortam dinlemesi yapabilen bu araçlarla ilgili olarak Emniyet’e ve Telekomünikasyon Kurumu’na sordu.
- Emniyet, bu araçlar bizde değil dedi.
- Aynı şekilde dinlemelerin koordinasyonunu yapan Telekomünikasyon Kurumu da bizim bu dinleme araçlarından bilgimiz ve ilgimiz yok cevabını verdi.
- Ahmet Ersin’in de üye olduğu TBMM Telekulak Komisyonu, aldığı bu cevaplar sonrasında Gümrüklerden Sorumlu Bakanlığa müracaat ederek mobil dinleme araçlarının kimler tarafından ithal edildiğini sordu.
- Bakanlık, önce suskun kaldı ancak ısrar olunca, söyleyemeyiz gizlidir cevabını yazdı.
- Ahmet Ersin’in beyanına göre, bu araçların bir bölümü sivillerde yani resmi kurumların dışındaki kişilerde.
- Bu kişiler ise (Ersin’in beyanı ile) Başbakanlık özel örgütünün mensuplarıdır ve bu örgüt yaptığı yasa dışı dinlemelerle AKP’ye hizmet ediyor..
Görüldüğü gibi iddialar vahim olmanın ötesinde korkunçtur.
Ersin’in bu iddialarını duyunca, birden Verso Başkanı Erhan Göksel’i hatırladım.
Aylar önce Göksel bu iddiaları Flash TV’den dillendirmişti
Dahası, Erhan Bey Ergenekon bağlamında gözaltına alınmasını da bunu deşifre etmesine bağlamıştı.
Evet hadise uçuk bir iddia değil, zemini, yani gerçekliği söz konusudur.
Öyle, çünkü ortada alınan 11 mobil dinleme aracı var ama bunun nerede olduğu meçhuldur.
En önemlisi Gümrüklerden Sorumlu Bakanlık, TBMM gibi bir kuruma gizliliğe sığınarak bilgi vermemektedir.
Sorarım size, Susurluk olayı için Meclis’e çağrılan ama gizlilik gerekçesi ile ifadeye vermeye gitmeyen generaller olayına milletin meclisinden gizli şey mi olur diye tepki gösterip feveran eden AKP’lilerin bu olaydaki tutumu izah edilebilir mi?
Evet, bu mobil araçlar olayı açıklığa kavuşmadığı takdirde yapılan ve sızdırılan pek çok meçhul dinlemelerin faili de otomatik olarak bunlar olacaktır.
Dahası, bu hadise açıklığa kavuşmaz ise, AKP’nin kendi derin devletini kurduğu iddiaları da gerçeklik kazanacaktır.
Bu noktadan sonra muhatap artık Sayın Erdoğan’dır.
Cevap verin Tayyip bey, alınan bu araçlar nerede ve kimdedir?
Devlet sırrı gibi bir gerekçe ile bu işi geçiştiremezsiniz!
Hem böyle bir aracın MİT’e ya da Genelkurmay’a alınmış olması bile devlet sırrı olamayacağına göre, başka hiçbir şey de sır olamaz.
Yoksa devlet sırrı ambalajı ile Ahmet Ersin’in söylediği türden
Başbakanlık’ta gizli bir yapılanma mı var?
Biz ispatlanıncaya kadar buna inanmayız ama iddialar muhataplarınca açıklığa kavuşturulmalıdır.
Sabahattin ÖNKİBAR
Yer, Diyarbakır …
Bu güne kadar yok bomba patladı, yok isyan çıktı, yok bilmem ne oldu diye seyrettiğimiz Diyarbakır…. Hiç bu kadar önemli bir tehlikeyle karşı karşıya kalmamıştı.
İsyan çıkar bastırırsın, yangın çıkar söndürürsün, ama bu durumun altından nasıl kalkarlar Allah bilir…
NE MI OLDU?
Bildiğiniz üzere her belediyenin kendine has bütçesi, teşebbüsleri falan vardır. Ama Diyarbakır , özel olarak planlanmış özerk bütçesine kavuştu. Bu bütçe; vakıflar, anonim şirketler ve meşhur belediye teşebbüsleriyle faaliyete geçirildi. Şu anda Diyarbakır belediyesinin kurduğu ‘ Diyar A.Ş.’ ye oluk oluk dış kaynaklı sermaye akmaya başladı. Yakın gelecekteki hedefleri borsaya açılmak. Bu ne demek oluyor? Bu demek oluyor ki, bir nevi Kurdistan hisse senedi çıka racaklar. Dış yatırımcı, iç yatırımcı, kürt Türk demeden herkes çılgın gibi hisse alıp ‘ Diyar A.Ş.’ ye çığ gibi para akıtacaklar.
Çünkü dış kaynaklı yatırımcılar tarafından desteklenecek bir oluşum. BiR ALTIN YUMURTLAYAN TAVUK… Son yüzyılın şahane bir buluşu… YENİ KÜRDISTANI TÜRK HALKININ PARASIYLA FİNANSE ET !…
Neden mi?
Çünkü bu hisseden çok para kazanacağını bilen her yatırımcı kazandığı paraya bakacak. Kimin umurunda Kürdistanı finanse etmiş etmemiş… Herkes cebinin dolduğuna bakacak.
Bu şirket henüz borsaya açılmadan 1 ayda 2 MİLYON YTL CİRO YAPTI … BU CİRONUN %80′i NET KAR.. ÇÜNKÜ YAPTIKLARI BIRŞEY YOK Kİ, HAVADAN PARA TRANSFERI, BIR NEVI PARA AKLAMA VE ALTERNATİF TRANSFER…
BIR YI LLIK CİRO HEDEFLERİ *BİR MİLYAR EURO*
EVET yanlış duymadınız. Borsaya açılmadan 1milyar euro. Önümüzdeki senenin sonunda 4 milyar euroya ulaşması bekleniyor..
Yani İstanbul belediye işletmelerinin tam 4 katı büyüklükte bir ciro… Üstelik İstanbul gibi ortada üretilecek bir şey de yok.
Diyarbakır aynı Diyarbakır …
Bu para ne mi olacak ?…
HAYAL GÜCÜNÜZE BIRAKIYORUM.
4 MILYAR EURO CIROSU OLAN BIR BAYDEMİR… ÖRNEK VEREYIM: APO ömr-ü hayatında DEGIL 4 MILYARI, 500 MILYON EUROYU DAHI BIR ARADA GÖRMEMİŞTİR. Yani bizim sümüklü Baydemir, olacak EKSELANS Baydemir… Ekselans kime denir? Büyükelçiye falan… Başka bir örnek vereyim, bu paranın karşısında hiç bir hukuk sistemi, hiç bir askeri otorite duramaz.
Bu para ile istediğiniz devletin istediğiniz kurulusuna tesir edebilirsiniz. Koç Sabancı falan filan dahi, böyle bir gücün yanında titrer. Çünkü o adamlar, bundan daha fazla cirolara sahip olmalarına rağmen, paralarını ticarette döndürdüklerinden toplu olarak servete hükmedemiyorlar. Yani kendi paraları sağda solda bağlı.. Fakat Baydemir ‘in elinde toplanacak olan bu paranın maksadı belli. Kullanacakları yer belli..
Bu konudan anlayan arkadaşlar otursun kafa yorsun.
Buy:Synthroid.Accutane.Zovirax.Petcam (Metacam) Oral Suspension.Lumigan.Retin-A.Prevacid.Arimidex.Valtrex.Mega Hoodia.Zyban.Nexium.100% Pure Okinawan Coral Calcium.Human Growth Hormone.Prednisolone.Actos….
Buy:Amoxicillin.SleepWell.Nymphomax.Seroquel.Wellbutrin SR.Buspar.Lipothin.Zocor.Acomplia.Benicar.Cozaar.Aricept.Female Cialis.Lasix.Prozac.Zetia.Lipitor.Advair.Ventolin.Female Pink Viagra….