Büyük Ortadoğu Projesi çok tartışılıyor. Nedir ve Neden Türkiye bu projde yer almalı veya almamalı sorularına cevap veren iki farklı görüşü size sunuyoruz.
Çok kısa tabiri ve orijini itibari ile BOP, Ortadoğuda yer alan 77 ülkeyi ve 1.2 milyar insanı kapsayan demokrasi, serbest piyasa ekonomisi, modernleşme üzerine kurulu bölge ülkelerinde yaşayan toplum ve devletlere yeni bir form verme bölgede istikrar sağlama projesi. Projenin şekillendiricileri Yahudi fikir adamları.
Ama işin aslında şu var. İsrail, kuruluş tarihi olan 1948 yılından, sorunların doruğa çıktığı 1967 yılındaki 6 gün savaşlarından sonra, rahat yüzü görmedi ve tedirginlik içinde yaşıyor. Etrafındaki 600 milyon Arap nüfus, bu haliyle İsrail için bir tehdit.
Bölge ülkelerinin geri kalmış ve fakir olması, genellikle özgür düşünceden yoksun bir diktatör baskısı altında yönetilmeleri ve bu diktatörlerin yahudi düşmanlığını üzerine, birlik ve siyaset uygulamaları bu tehdidin boyutunu artıyor. Buna bir de refah seviyesi düşük toplumların, yahudilerin yaşadığı refah düzeyine ve sömürü düzenine isyanı eklenince, İsrailli yahudiler kendilerini çok huzur içinde hissetmiyorlar. İşte bu yüzden Yahudi fikir önderleri, Amerika’nın desteğiyle bu projeye büyük önem veriyorlar.
Türkiye’nin bölgedeki rolü, neredeyse BOP’a bir model olması bakımından önemli.
Şimdi gelelim Türkiye içinden karşı görüşlere
Olumlu görüş: Ortadoğu coğrafyası yeniden şekillendiriliyor. Büyük Ortadoğu Projesi(BOP) tam gaz ilerliyor. Toplam 77 ülkeyi ve 1.2 milyar nüfusu kapsayan BOP`un uygulama sahasının tam merkezinde Türkiye bulunuyor. Bu nedenle Türkiye Büyük Ortadoğu Projesi`nin dışında kalamaz. Avrupa Birliği bile tamamen BOP`un içindedir. Kendi güvenlikleri ve stratejileri açısından Avrupa buna mecburdur. Türkiye de mecburdur.`
Olumsuz görüş: Müslümanların gününümüzde, kendilerine hakim olan iktidarlar tarafından, çağdaşlık, batılılaşma, ilericilik, medenileşmek, asrileşmek, modernleşmek, Avrupa birliğine girmek adına sonu belli olmayan kaotik bir ortama kanalize edilmesi, teşbihte hata olmaz ilkesi gereğince ve tabiri caizse kıblenin, `Mekke`den Brüksel`e çevrilmek istenmesi` Samuel Hantington`un deyimi ile Müslüman kökenli halklarda patolojik düzeyde bir `kimlik yırtılmasına ve çatlamasına` yol açmaktadır. Böylesi şizofren bir durum ise, bir toplumun başına gelebilecek en büyük kültürel facialardandır. Zira bu öyle bir süreçtir ve tarihi tecrübe delili ile sabittir ki; sonu mutlaka bir toplumun ve medeniyetin yok olması ile sonuçlanır.
Bir başka olumsuz görüş ise Türkiye’nin BOP kapsamımda, Güneydoğu bölgesinin hak ve özgürlükler adıan kopartılacağı ve bölünme tehlikesi.
Tabi bunlarında dışında da çeşitli nedenlerel olumlu ve olumsuz görüşler de vardır.
Sizin bu projeye bakışınız nedir, nasıl değerlendiriyorsunuz?

Loading ...
Son Yorumlar