Deniz Feneri Davası
Şubat 6, 2009 kategori Anket yazan admin
Anket : Deniz Feneri anketi
- Deniz Feneri e.V. yolsuzluğu nasıl ortaya çıktı?
2006 yılında Berlin İslam Cemaati Başkanı ve Deniz Feneri eski hukuk danışmanı Abdurrahim Vural, Almanya’nın çeşitli maliye dairelerine dernekle yardım paralarının kötüye kullanıldığını, vergi kaçakçılığı yapıldığını ihbar etti.
- Davanın sanıkları kimlerdi?
Deniz Feneri Derneği e.V’nin ve Kanal 7 INT’in
Genel Müdürü Mehmet Gürhan,
Yardımcısı Mehmet Taşkan,
Muhasebe ve mali İşer Müdürü Firdevsi Ermiş
- Suçları ne ?
Deniz Feneri Derneği ihtiyacı olanlara yardım amacı ile kampanyayla 5 yılda, 20.000 kişiden 41 milyon avro topladı ve bunun 18 milyonunu amaç dışı kullandı.
Savcı’nın tespitleri: Sanıklar hesaptan yüksek miktarda para çekiyordu. Bazı şirketlere ortak olunmuştu. Paraların bir bölümü kuryeler aracılığıyla Türkiye’ye gönderiliyordu. Yaklaşık 18 milyon avro bu yolla kullanıldı.”
Dikkati çeken nokta, çoğu para tansfer belgesinin aynı kalemden çıkması ve birbirine yakın tarihlerde düzenlenmiş olmasaydı. Bu belgelerde bir muhtarlığın mührü vardı.
Ancak alındı belgelerinin büyük çoğunluğunun sahte olduğunu tespit ettik. Bütün paralar Zekeriya Karaman’a(Türkiye Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı) verilmiş. Örneğin 2005- 2006 yılları arasında toplam 755 bin avro doğrudan Zekeriya Karaman’a teslim edilmiş. Ermiş’in çektiği 1 milyon 150 bin avronun kime teslim edildiği belli değil. Bağışların yüzde 60′ının amaç dışı kullanıldığını Ermiş bizzat itiraf etti.”
- RTÜK Başkanı Zahit Akman’ın konu ile ilgisi ne?
Akman önceden Kanal 7′ Int’in ortaklarından. Ermiş, RTÜK Başkanı Zahit Akman’ın, RTÜK Başkanlığı’na geldikten sonra Almanya’daki şirketlerde olan hisselerini resmen devrettiğini ancak fiilen ortaklığının devam ettiğini, zaman zaman da kuryelik yaptığını söyledi.
BaŞbakanlık iddaalar üzerine Etik Kurulu (BEK) ile , Deniz Feneri e.V. davası nedeniyle hakkında inceleme başlattığı RTÜK Başkanı Zahid Akman için, ‘işleme gerek görmedi’.
- Erdoğan ve AKP’nin adı nasıl ortaya atıldı?
İddianamede Başbakan Erdoğan’ın adı şu ifadelerle yer alıyor:
“02.02.05 tarihli ‘Empfangsbestitigung 2′ olarak nitelendirilen alındı belgesinde herhangi bir meblağ yazılı olmamasına rağmen Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermiş’ten parayı, Türkiye Başbakanı’na, (2003 yılından bu yana Recep Tayyip Erdoğan) Doğu Asya’daki tsunamiden zarar görmüş, yardıma muhtaçlara dağıtması için vermek üzere aldığını tasdik etmiş. Bu konu, sanık Ermiş’ in yedinci kez ifadesi alınırken sorulmuş ve doğruluğu tasdik edilmiştir.” Erdoğan, CHP lideri Baykal’ın dile getirip Türk basınının da haberleştirdiği bu iddiayı, gazetecileri hedef aldığı sert bir üslupla yalanladı.
- Sanıklar ne ceza aldı?
Mahkeme dolandırıcılık suçlamasıyla Mehmet Gürhan’a 5 yıl 10 ay,
Mehmet Taşkan’a 2 yıl 9 ay hapis ve tutukluluk halinin kaldırılmasına,
Firdevsi Ermiş ise 1 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetti.
- Türkiye’ de ne yapıldı?
Almanya’daki Deniz Feneri davasında ceza alan Mehmet Gürhan’ın yurt dışında tutuklu bulunduğu dönemde, Türkiye’deki Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’a usulsüz şekilde ‘genel vekaletname’ verdiği iddia edilen İstanbul 10. Noteri İsmet Büyükkılıç hakkında “resmi belgede sahtecilik” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarından 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
- Türkiye’deki Deniz Feneri’nin Almanya ile ilişkisi nedir ve bu davadan nasıl etkilendi?
Hukuksal bir bağ yok. Bununla birlikte yardım amacı ile şu ana kadar 6 milyon avro Almanya’dan Türkiye’ye aktarılmış.
Dava nedeniyle bu yıl yapılan kurban bağışları geçen yıla göre yüzde 75 düştü. Geçen yıl 101 bin kurban bağışı alan derneğe bu yıl kurbanlarını bağışlayanların sayısı 25 binde kaldı.
- Son Durum nedir?
Ekim ayında dosya istendi. Bakan Şahin 7 Ekim’de
“Bu sabah postaya verildi. Zannediyorum önümüzdeki birkaç gün içinde o dosya ilgili Cumhuriyet Savcılığımıza intikal eder” diye konuştu. Yaklaşık 15 günde bir aynı söylemleri tekrarladı.
Ocak ayında dosyanın yola çıktığını söyledi,
Eli kulağında gelir herhalde
Anket : Deniz Feneri anketi
Loading ...
“”"”ne saçmalıyorsun sen ya?ravzanın hanım olduğunu senden duydum.,ststistik mi yapıyorsun.? sonra bu münafık demen nerden ileri geliyor bre müfteri.”"”"
————
müfteriyet ancak sana yakışır.. insanlara dinsiz derken müfterilik yapmayı iyi bilirsin.. seni münafık müfteri seni
Yazdıklarında (kendi düşücelerin gibi) çelişki var hem diyorsun iki tarafı kör
bıçak gibi, ardından da hemen altında denizfenerine gelince safsaklanıyor,
bıçak keskin değil vede , ETÖ ye gelince (acarlaşıp) keskinleşiyor (muşmuş)
Haklısın ETÖ belgeleri de denizfeneri gibi yurt dışından gelmeydi değilmi (:>)
Evet her kuruluşta (hatalı)3-5kişi çıkabilir, ama bu durum kuruma çamur
atmayı veya halk gözünde itibarının zedelenmesini gerektirmez, bakıyorumda
yorumlayan birçok kişi (hayali delillerle) hem savcı olup itham etmiş hemde
yargıç olup, suçunu sabit görüp cezasını kesmiş
Eeeee cezalarını ne verdiniz idam mı yoksa sürgünümü????? (:>)
ya sen kimsin ki !neye girip neye girmeyeceğime sen mi karar vereceksin.bu ne terbiyesizlik ya.ben seni dinimle sollar siyasetimle alt ederim.akıllı münafık.bir kelime daha yazma bana çok fena konuşurum işte o zaman sinsi siyaset neymiş görürsün.beyefendiğiliğini bozdun sesimiz çıkmadı bana hanımefendiliğimi bozdurma.sen gibi lafı yiyip oturanlardan değilim.hayret ya.
de git işine ya.muhatap olarak sana yazdığımda yaz bana.
Ne akil almaz isler olursa olsun toz kondurmayacaklara sozumuz yok ama deniz feneri Almanya da sok etkisi yaparken bizde elalti edilmeyece calisiliyorsa, temiz net bir cevap yerine sallaniyorsa, bunda vardir bizim artik adimiz gibi bildigimiz bit yenikleri. Ergenekona 99 dava katip, 99 cesit milletin icine pasalari asure yapip sonra da 1 yil veya aylar sonra saliverenler icinde bir gun gelecek…
BURAK ERDOĞAN’IN KURYELİĞİ ÜZERİNDE DURULUYOR
Savcılık, izleme sırasında Tayyip Erdoğan’ın oğlu Burak Erdoğan’ın aynı binadaki Deniz Feneri ve Kanal 7′ye sık sık gittiğini saptadı. Bu saptama, Burak Erdoğan’la ilgili kurye kuşkusunun kamuoyuna yansımasına neden oldu. Frankfurt Savcılığı, kara para aklama ve dolandırıcılık suçlamalarıyla açtığı soruşturmayla ilgili Türk makamlarından bazı talepleri içeren bir dosyayı Ankara’ya gönderdi. Dışişleri Bakanlığı’na iletilen dosya Adalet Bakanlığı’nca incelendikten sonra Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK)’a devredildi. Dosya MASAK’ta yıllardır bekletiliyor.
İÇ İÇE İLİŞKİLER
Frankfurt’ta kapılar kırılarak girilen binada çok sayıda belgeye el konulmuştu. Operasyonun nedeni Deniz Feneri Derneği’nin topladığı 16 milyon Euro’nun 8 milyon Eurosunu Kanal 7′nin Avrupa bürosuna aktarmasıydı. Frankfurt Savcılığı’nın baskında gözaltına aldığı dört zanlıdan üçünün, hem Deniz Feneri Derneği’nde hem de paraların aktarıldığı Kanal 7 ve YİMPAŞ Grubu şirketlerinde yöneticilik yaptığı açıklandı.
Kanal 7, 1995 yılında, Almanya’da Media 7 GmbH adıyla bir şirket kurdu. Gurbetçileri dolandıran Yimpaş’tan Media 7′ye, Media 7′den de Kanal 7′ye yüz binlerce dolar aktarıldı. Paralarını Yimpaş’a ve patronu Dursun Uyar’a kaptıran gurbetçiler perişan olurken, onların paraları ile Media7 ve Kanal 7 palazlandı. Bu operasyonda görev yapan isimler daha sonra Deniz Feneri Derneği’nin Avrupa merkezinde bir araya geldiler.
Gurbetçi paralarını hortumlayan Yimpaş’ın ortak olduğu Media 7 daha sonra iflas ettiğini açıkladı. O dönemde şirketin başında son operasyonda tutuklanan Mehmet Gürhan ve arkadaşları vardı. Bu isimler aynı zamanda Kanal 7′nin de yönetiminde görev yaptılar. Hortumlanan paralar Kanal 7′ye akıyordu. Media 7 iflas edince yerine Euro 7 kuruldu.
Mehmet Gürhan Euro 7′nin de ortağı. Mehmet Gürhan son operasyonda Deniz Feneri’nin topladığı yardım paralarını Euro 7′ye aktardığı için tutuklandı. Aslında Almanya’da başlatılan operasyonunun Türkiye’ye uzanan ilişkiler zincirinde hep aynı isimler ve bu isimlere ait şirketler var.
BURAK ERDOĞAN SIK SIK GİDİP GELİYORDU
Ön soruşturması yapılan davada Deniz Feneri Avrupa Başkanı ve Kanal 7 Avrupa Genel Müdürü Mehmet Gürhan’ın ve muhasebe sorumlusu Firdevsi Ermiş’in de ifadeleri alındı.
Önceleri taksicilik yapan Mehmet Gürhan’ın Frankfurt’ta 17 taksiden olusan taksi filosunu nasıl elde ettiği ve Frankfurt yakınlarındaki Dietzenbach kasabasındaki daire ve villa gibi gayrimenkullerin kaynağı soruldu. Frankfurt savcısının yaptığı araştırmaya göre Tayyip Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın da çeşitli zamanlarda Frankfurt Deniz Feneri ve Kanal 7′ye gelip gittiği belirlendi. Savcılık, araştırmanın en az bir yıl süreceğini, iki kamyon dolusu dosyanın incelenmesinin zaman alacağını, açıkladı.
Ayrıca İzmir limanında bulunan Atlas isimli gemiye el konulabileceğ ini, bunun için de Frankfurt savcılığı nezdinde ön çalışmaların tamamlandığını belirten savcılık, ileriki günlerde bir grup Alman avukatın, Ankara’daki Alman Büyükelçiliği ile işbirliği yaparak, gemiye el konulması için hareket edilecek.
KOSOVA’DA ARAŞTIRMA
Federal Kriminal Dairesi Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Avusturya ve İngiltere’nin yanı sıra Kosova, Türkiye ve Endonezya’da topladığı bilgilerle makbuzları karşılaştırdı.
Savcılık, Kosova’dan gelen ilk makbuzlarla Deniz Feneri’nin kayıtlarında yer alan; Kosova’da fakir köylere dağıtıldığı ileri sürülen yardımlara ilişkin makbuzların ilk karşılaştırmasında söz konusu Deniz Feneri’nin hibe ettiği miktarlar ve kişilerin hayal ürünü olduğunun belirlendiğini açıkladı.
Alman ve Kosova polisinin işbirliğiyle Deniz Feneri’nin makbuzlarda verdiği adres ve köylere gidildi. Buna göre 28 köyün muhtarı ile yapılan görüşmelerde söz konusu makbuzlarda yer alan bu isimlere ait kayıtlar bulunamadı. Kosova’daki muhtarlar, Alman İnterpol yetkililerine, ‘Hayatımızda ne Deniz Feneri duyduk, ne de sözü edilen kişiler köylerimizde var’ dediler. Alman polisi, Kosova’nın yanı sıra Pakistan’da da araştırmalarını sürdürüyor. Pakistan’daki araştırmalarda Deniz Feneri’nin kayıtlarında yer alan üniversite yapımı işi de uydurma çıktı. Konu edilen üniversite ile ilgili hiçbir şeye rastlanamadı.
Fatih’te muhtarların düzenledikleri sahte yardıma muhtaç kişiler ve yardım edildiği şeklindeki belgeler ayni zamanda araştırmanın diğer bir kanadını oluşturuyor.
BU BİLGİLERİ TÜRK MAKAMLARINA ALMAN, MAKAMLARI VERİYOR. TÜRKİYEDEKİ ”MÜSLÜMAN” MAKAMLARA, DİNİ BÜNÜN HARAMZADE OLMAYAN AKP ye, BEN pek sallamam ama BU SEFER HER HALDE TAM SALLADIM.. sallamada kanıt göster diyen KÜÇÜK, beyinlere İftiharla duyurulur!!
BURAK ERDOĞAN’IN KURYELİĞİ ÜZERİNDE DURULUYOR
Savcılık, izleme sırasında Tayyip Erdoğan’ın oğlu Burak Erdoğan’ın aynı binadaki Deniz Feneri ve Kanal 7′ye sık sık gittiğini saptadı. Bu saptama, Burak Erdoğan’la ilgili kurye kuşkusunun kamuoyuna yansımasına neden oldu. Frankfurt Savcılığı, kara para aklama ve dolandırıcılık suçlamalarıyla açtığı soruşturmayla ilgili Türk makamlarından bazı talepleri içeren bir dosyayı Ankara’ya gönderdi. Dışişleri Bakanlığı’na iletilen dosya Adalet Bakanlığı’nca incelendikten sonra Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK)’a devredildi. Dosya MASAK’ta yıllardır bekletiliyor.
İÇ İÇE İLİŞKİLER
Frankfurt’ta kapılar kırılarak girilen binada çok sayıda belgeye el konulmuştu. Operasyonun nedeni Deniz Feneri Derneği’nin topladığı 16 milyon Euro’nun 8 milyon Eurosunu Kanal 7′nin Avrupa bürosuna aktarmasıydı. Frankfurt Savcılığı’nın baskında gözaltına aldığı dört zanlıdan üçünün, hem Deniz Feneri Derneği’nde hem de paraların aktarıldığı Kanal 7 ve YİMPAŞ Grubu şirketlerinde yöneticilik yaptığı açıklandı.
Kanal 7, 1995 yılında, Almanya’da Media 7 GmbH adıyla bir şirket kurdu. Gurbetçileri dolandıran Yimpaş’tan Media 7′ye, Media 7′den de Kanal 7′ye yüz binlerce dolar aktarıldı. Paralarını Yimpaş’a ve patronu Dursun Uyar’a kaptıran gurbetçiler perişan olurken, onların paraları ile Media7 ve Kanal 7 palazlandı. Bu operasyonda görev yapan isimler daha sonra Deniz Feneri Derneği’nin Avrupa merkezinde bir araya geldiler.
Gurbetçi paralarını hortumlayan Yimpaş’ın ortak olduğu Media 7 daha sonra iflas ettiğini açıkladı. O dönemde şirketin başında son operasyonda tutuklanan Mehmet Gürhan ve arkadaşları vardı. Bu isimler aynı zamanda Kanal 7′nin de yönetiminde görev yaptılar. Hortumlanan paralar Kanal 7′ye akıyordu. Media 7 iflas edince yerine Euro 7 kuruldu.
Mehmet Gürhan Euro 7′nin de ortağı. Mehmet Gürhan son operasyonda Deniz Feneri’nin topladığı yardım paralarını Euro 7′ye aktardığı için tutuklandı. Aslında Almanya’da başlatılan operasyonunun Türkiye’ye uzanan ilişkiler zincirinde hep aynı isimler ve bu isimlere ait şirketler var.
BURAK ERDOĞAN SIK SIK GİDİP GELİYORDU
Ön soruşturması yapılan davada Deniz Feneri Avrupa Başkanı ve Kanal 7 Avrupa Genel Müdürü Mehmet Gürhan’ın ve muhasebe sorumlusu Firdevsi Ermiş’in de ifadeleri alındı.
Önceleri taksicilik yapan Mehmet Gürhan’ın Frankfurt’ta 17 taksiden olusan taksi filosunu nasıl elde ettiği ve Frankfurt yakınlarındaki Dietzenbach kasabasındaki daire ve villa gibi gayrimenkullerin kaynağı soruldu. Frankfurt savcısının yaptığı araştırmaya göre Tayyip Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın da çeşitli zamanlarda Frankfurt Deniz Feneri ve Kanal 7′ye gelip gittiği belirlendi. Savcılık, araştırmanın en az bir yıl süreceğini, iki kamyon dolusu dosyanın incelenmesinin zaman alacağını, açıkladı.
Ayrıca İzmir limanında bulunan Atlas isimli gemiye el konulabileceğ ini, bunun için de Frankfurt savcılığı nezdinde ön çalışmaların tamamlandığını belirten savcılık, ileriki günlerde bir grup Alman avukatın, Ankara’daki Alman Büyükelçiliği ile işbirliği yaparak, gemiye el konulması için hareket edilecek.
KOSOVA’DA ARAŞTIRMA
Federal Kriminal Dairesi Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Avusturya ve İngiltere’nin yanı sıra Kosova, Türkiye ve Endonezya’da topladığı bilgilerle makbuzları karşılaştırdı.
Savcılık, Kosova’dan gelen ilk makbuzlarla Deniz Feneri’nin kayıtlarında yer alan; Kosova’da fakir köylere dağıtıldığı ileri sürülen yardımlara ilişkin makbuzların ilk karşılaştırmasında söz konusu Deniz Feneri’nin hibe ettiği miktarlar ve kişilerin hayal ürünü olduğunun belirlendiğini açıkladı.
Alman ve Kosova polisinin işbirliğiyle Deniz Feneri’nin makbuzlarda verdiği adres ve köylere gidildi. Buna göre 28 köyün muhtarı ile yapılan görüşmelerde söz konusu makbuzlarda yer alan bu isimlere ait kayıtlar bulunamadı. Kosova’daki muhtarlar, Alman İnterpol yetkililerine, ‘Hayatımızda ne Deniz Feneri duyduk, ne de sözü edilen kişiler köylerimizde var’ dediler. Alman polisi, Kosova’nın yanı sıra Pakistan’da da araştırmalarını sürdürüyor. Pakistan’daki araştırmalarda Deniz Feneri’nin kayıtlarında yer alan üniversite yapımı işi de uydurma çıktı. Konu edilen üniversite ile ilgili hiçbir şeye rastlanamadı.
Fatih’te muhtarların düzenledikleri sahte yardıma muhtaç kişiler ve yardım edildiği şeklindeki belgeler ayni zamanda araştırmanın diğer bir kanadını oluşturuyor.
Sevgili Efekan42:
Bunlar için kendini yorma cevap bile verme. bu tip otlar olmasa AKP nereden karnını doyuracak!!
GÜLASK SALLASAM. ANLARMISIN Kİ!
hİŞŞTT ŞİMŞEK ben usta sürücüyümdür. DİKİZ aynasına BAKMADAN vasıtamın arkasından geleni çabuk hissederim. dünyaca ayyuka çıkmış bir olayı sırf O partinin Sempatizanıyım diye görmezden gelmek,vicdana,hukuka,aykırıdır.sen doğrulara iftira atarak hırsızlara arka çıktın. bu ne lahana turşusu böyle? Memleket bitmiş sen yalakalık yapıyorsun burada. BEN kanıt sundum sende yemediklerine dair sunda sallamadığını alem görsün uyanık dedi koducu…
Bu ülkede geçmişte Ülkemizin kurtuluş savaşında müslüman halklardan gelen paralarda, Kızılay da, Körfez depremi yardımlarının organizasyununda, Bosna – Hersek yardımlarında, çeşitli vakıf ve derneklerde benzer uygunsuz davranışlar olmuştur. Ancak bütün bunları ülke yargısı soruşturmuş, suçlu olanlara cezalarını vermiştir. Bu günde aynı şekilde suçlu bulunanlara cezaları verilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ancak herkes kendi düşüncesi doğrultusunda karar verildiğinde veya verilmediğinde ağzını kapatmalıdır. Bu hayır işlerini siyasi malzeme olarak kulananlara bumerang gibi döner, kendilerine zarar verir. Dikkatli olup, hayır, hasenat ve yardımların önünü kesenleri millette, Allah da affetmez. Yamuk yapan bu dünyada ve ahirette mutlaka cezasını fazlasıyla görecektir. Bu hak zerre kadar da olsa, hak sahibine teslim edilecektir. Herkese bu dünyayı terk edeceği günü, hesap gününü unutmamasını tavsiye ederim.
Hep varsayım vede sadece iddialar (ki savcının işi zaten varsayımlar
üzerinden iddialarda bulunmak, delilleri bulursa ispatlamak), yahu bu
Denizfeneri şimdiye kadar hiç hayırlı işler yapmamışta sadece ve sadece
yardım paralarını mı hortumlamış anlayamadım, merak ediyorum ben her
cuma günü camiye gederim acaba birileri kalkıpta bu adam(lar) her
cuma camiye gidiyor, muhakkak cami de toplanan yardım paralarını
hortumluyor, diye (ipe sapa gelmeyen iddialarda bulunursa şaşmamak
lazım!!!!!
KANUN GAYET AÇIK VEDE NET “SUÇU İSPATLANMAYAN HERKEZ-
KURUMLAR MASUMDUR.
Ha kim(ler) emanete hiyenetlik etmiş(lerse) ALLAH(cc) iki cihandada
cezasını elbette verir, ama varsayımlarla (varsa bile) 3-5 kişi üzerinden
bir(çok) kurum(a) hırsız-haramzade vs. demek haksızlık olur, iftira olur
bu hal ise müslümanım diyenlerin kesinlikle kaçınması gereken
davranışlardır, nasibi olupta anlayana . . .
deniz feneri dosyası gelmez gelemezz arkadaşlar boşuna beklemeyin..yerel seçim tarihi olan 29 marttan sonra gelirmi acaba?kimbilir belki…bekleyelim görelim.
dürüst olarak yargılama yapılabilirse hükümete çok puan kazandırır. asıl suçluların türkiyede olduğu birçok gazete tarafından yazıldı. bütün hırsızların cezalandırılması gerekir. demokrasinin gelişmesi için bu şarttır…
bence bu dava bitmez. Bu yurt dışı menşeili bir dava ya içeride görülüp-bilinip de dava açılamayan binlercesi ne olcak
delikanlıysa davos fatih üregi tayip ,sabaha karşı bastırsın kanal7 nin yöneticilerini ve de denizfeneri yöneticilerini evlerini işyerlerini.niye parmağını kımıldatmadı deliller karartılmasın diye paşaları aylarca içeri tıkayan savcı beyler niye soruşturma bile açmadı.işte delili tayibin ve yandaşlarının suçlu oldukları hiç bir işlem yapamıyorlar çünkü kendileride zanlılar.
refetyasar isimli şahıs sen kim oluyorsun ki Mustafa Kemal Atatürk’e dil uzatma terbiyesizliğine gösteriyorsun?kimler hakkında konuştuğuna dikkat et.Neyzen Teyfik’in şiirini burada yazmaktan onur duyuyorum şu anda;
Esir iken mümkün mü ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet
İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk’e dil uzatman gereksiz
Sen anandan yine doğardın amma
Baban kim olurdu bilemezdin
Yukarıda Metehan kanıtlarla deniz feneri davasından bahsetmiş eğer ona diyecek sözün karşıtlığını savunacak kanıtın varsa gel burda konuş ve bir tartışma ortamı kurulsun.ama alakasız şekilde konuyu önce özelleştirmeye sonrada Atatürk’e getirme gibi acizce bir kaçışta bulunma.burda elma,armuttan bahsedilirken sen çıkmış ortaya pırasa diyorsun.meyva ile sebze birbirinden farklı şeylerdir önce git onu öğren.
biz diyeceğimizi dedik .şahsi yanlış yapanlar cezasını çeker.bu dünyda olmassa öbür tarafta.ama bir iki kişinin hatası tüm camiayı asmyı gerektirmez.
allahın yazdığı ana babaya biz razıyız.bizim ırkçılık takıntımız yok.
aklınca hakaret etmişsin.sizin gibiler böyle işte.
bidaha yazayım o paralar nereye harcanmışsa kanaatim yerini bulmuştur.
prosedürler hikyedir.bizim gönlümüz mutmain.
burda bir dil uzatma yok sen önce türkçe öğren.atatürkünde yabancı yatırımcılarla iş yaptığı onlara bazı imtiyazlar verdiği gerçeği vurgulanıyor.kurbağa gibi her göle atlanmaz.bende sana bir şiir döşerdim ziya paşadan ama burası uygun düşmez.ama şiir düşkünlüğün varsa anlamışındır sen onu.
arkadaşım deveye sormuşlar neren doğrudur deve demiş ki nerem doru ki deniz feneri olayı nerden bakılırsa bakılsın ahlakı yanı yoktur almanyadan mahkeme dosyalarını getirti chp düne kadar başbakanın oğlu burslu okuyoydu şimdi armötör oldu yani gemicik aldı bu alınan gemicik işte o yardım paraladından alındı siz bunu ahlaki buluyorsanız size söleyecek sözum olmaz size şunu söyleyebilirim allah size akıl ve nizam versin ki yanlışı ve doryuyu ayırt edesiniz
herşey meydanda hala akp diyorsanız cok yazık
ben ne yazdigimi iyi biliyorum yurt disinda calisan bir vatandas olarak verdigimiz hayirlarin yerine ulasmadigi vede nerelere sarfedildigi bilmemek hic hos degil allahtankorkanlar bunun hesabini nasil verecekler degilmi kardesim
o zaman neyi tartisiyorsunuz iste ortak bir menfatte birlestiniz haydi allah hayirli etsin
Fener dosyası suçlama dolu
**
* 100 milyon TL gibi bir para kaybolmuş, birilerinin hesaplarına
aktarılmış. Dosyaya göre bu siyasi anlayışın adresi AKP. Belgeler, kara
para aklama ve uyuşturucu kaçakçılığını da gösteriyor.
*
Akman’ın şirketine 1.3 milyon euro*
* Şükrü Gültekin, 1.3 milyon euroyu ASTİM şirketine aktarmış. Şirket de AS
PLAN Şirketi’nin yüzde 50’sini satın almış. Şirketin ortağı ve genel müdürü,
RTÜK Başkanı Zahid Akman’dır.
* Dosyada ‘gemicik’ de var. Vakıfbank kredisinden 400 bin euro, Zekeriya
Karaman’ın oğlunun şirketine gitmiş. Oğul Karaman ve oğul Erdoğan
bacanak.
*Deniz Feneri’nde şok iddialar!*
Almanya’daki Deniz Feneri e.V davasının dosyasını Türkiye’ye getirdiklerini
açıklayan CHP MYK üyesi Ali Kılıç çarpıcı suçlamalarda bulundu
*Haber: Salim YAVAŞOĞLU
*CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Üyesi Ali Kılıç, Almanya’da sonuçlanan
Deniz Feneri e.V davasına ilişkin dosyanın yaklaşık 5 aydır Türkiye’ye
getirilemediğini belirterek, “CHP olarak dosyı Ankara’ya getirdik. Adalet
Bakanı’ndan veya hükümetten talep gelirse dosyayı kendilerine
gönderebiliriz” dedi. Kılıç, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın
toplantısında, Deniz Feneri e.V Derneği hakkında Almanya’daki davaya ilişkin
dosyada “uyuşturucu kaçakçılığından, gemi alımına kadar Türkiye’de gündemde
olmayan bir çok konunun yer aldığını” öne sürdü. İşte Kılıç’ın
açıklamasından önemli satırbaşları:
**
*Siyasi adresi AKP*
* Bu dosyayı incelediğimizde çok ilginç bilgilerle karşılaşıyoruz.100
trilyon gibi bir para kaybolmuş, birilerinin hesaplarına aktarılmış. Alman
mahkemelerine göre bu siyasi anlayışın adresi AKP’dir. Suçluların ortakları
Akman gibi, yandaş medyanın önde gelen isimleri, Zekeriya Karaman gibi AKP
yandaşlarıdır.
*Neler var neler…*
* Mahkeme dosyasındaki belgelere göre kara para aklama ve uyuşturucu
kaçakçılığı var. Kara para aklayan ve uyuşturucu bağlantısı olduğu bilinen
kişi Şükrü Gültekin. Gültekin 1 milyon 290 bin euroyu ASTİM adlı şirkete
aktarmış. Bu şirket, AS PLAN Şirketi’nin yüzde 50’sini satın alıyor. Bu
şirketin ortağı ve genel müdürü mahkeme kayıtlarına göre RTÜK Başkanı Zahid
Akman’dır. Akman’ın Mart 2003 tarihinden 23.01.2006 tarihine kadar bu
şirkette genel müdür olarak görev yaptığı belgeler arasındadır.
* Zahid Akman, Deniz Feneri’ne gelen paralarla kaç şirkete ortak oldu?
Akman, RTÜK Başkanı olduktan sonra bu şirketlerde görev aldı mı?
*Dosya kapanmadı
** Alman mahkemelerini göre, Zekeriya Karaman Deniz Feneri oluşumunda bu
örgütlenmenin en tepesindeki kişidir ve Türkiye’deki ele başısıdır. Karaman
ile Başbakan Erdoğan içiçe. Mehmet Gürhan, Akman adına para almayı
sürdürebilmektedir. Akman, geçtiğimiz günlerde Avrupa’ya gitti. Akman’a
“Almanya’ya gidelim” demiştik. Duruşma hakimi Dr. Jochen Müller’in
Almanya’da katıldığı bir radyo programında şöyle bir açıklaması var: Akman
Almanya’ya gelirse bir şeyler olacağını bilmeli diyor. Yani Alman
yetkilileri dosyanın kapanmadığını söylüyor.
*Gemiciğin parası mı ödendi?
*CHP MYK Üyesi Ali Kılıç, Başbakan Erdoğan’ın oğlu Burak Erdoğan’ın Safran 1
adlı gemiciğin Deniz Feneri’nin parasıyla mı alındığını sordu. Dosyada
gemicik ile ilgili bir bölümün olduğunu ifade eden Kılıç şunları söyledi:
“Deniz Feneri yöneticileri gemi alırken 1 milyon 100 bin euro paraya ihtiyaç
duymaktadırlar. Bakım masrafları ile 1 milyon 300 bin euroya ihtiyaç var.
Vakıfbank’tan 1 milyon 700 bin euro kredi alınıyor. Artan 400 bin Euro ise
Türkiye’deki Haliç Limited şirketine veriliyor. Bu şirket Zekeriya
Karaman’ın oğlunun başında bulunduğu şirkettir. Karaman’ın oğlu da
Başbakan’ın oğlu ile bacanaktır. Bu para geldikten kısa süre sonra,
Başbakan’ın oğlunun aldığı geminin ücreti buradan ödeniyor. Acaba
yurtdışından alınan kredi ile Türkiye’ye gönderilen 400 bin euro ile mi
Başbakan’ın oğlunun gemisinin parası ödendi?”
ever yetkisini kötüye kullanlar iki cihanda da cezasını bulur elbet ama
bu 3-5 kişi (eğer) haksızlık etmişse bile bu kurumun yada bu tip yardım
kurumların komplesinin adlarının karalanıp yardım edemez duruma
gelmesine karşıyım, ülkemizdeki sol zihniyet “bu tip” yangına benzinle
veya tinerle gitmeye bayılır
Almanya daki Deniz Feneri davasının AKP ile ilgisi yoktur. Siyasi rant ve çıkar elde etmek isteyen bir grup bunu kullanmaktadır. Yakın geçmişte de bu tür olaylar oldu. Bosna paraları, Ali Kalkancı, Fadime Şahin, Mercimek, Müslüm Gündüz, batan, batırlan bankalar ne oldu. Hepsi yalan ve iftira çıktı. Partiler ve basınımızın bir kısmı bu tür işleri yagıya bırakıp ülke için daha hayırlı işler ve projeler üzerinde çalışırlarsa hem kendilerine ve hemde ülkemize yararlı oacaklarını düşünüyorum. Sonunda bu işler kendim ettim kendim buldum şarkısına döner…
İyiliksever insanımızın vicdan ve din sömürüsü ile kullanılmasını engellemek ve hırsızlıklara son vermek için,yapılan hırsızlıkların hepsinin hesabını vermelerini sağlamak için ampulleri söndürelim…!!!!!!