IMF Anketi
Şubat 3, 2009 kategori Anket yazan admin
IMF anketi anket imf ımf anketi iMf anketi anket international money fon fund anket anketi mani
Türkiye bugüne kadar, Uluslararası Para Fonu (IMF: International Money Fund) ile 19 kez stand-by anlaşması yaptı. 20.si için Fon’la görüşmelerini sürdürüyor. Başbakan Erdoğan en son Davos’u adeta bahane ederek, görüşmelere 10 gün ara verildiğini açıklamıştı. IMF ile müzakerelerin, aslında pazarlık demek daha doğru, gergin geçtiği biliniyor. Gazete manşetlerine bakarsanız Türkiye Ekim ayından bu yana IMF ile ha anlaştı ha anlaşacak. Başbakan’ın bu konuda yaptığı
“ümüğümüzü sıktırmayız” açıklaması çok konuşulmuştu.
İleri aşamaya geldiği belirtilen görüşmelerde programın içeriğine yönelik tartışma yaşanıyor. IMF kemerlerin sıkılması, harcamaların çok sıkı kontrole alınması ve faiz dışı fazla hedefine sıkı sıkıya uyulmasını isterken, Hükümet yaklaşan seçimler nedeni ile bu konuda tam bir garanti verememenin endişesini taşıyor. Finans ve sermaye kesimi anlaşma yapmaya mecbur olduğumuzu söylerken, tam tersini savunanlar da var. Hatırlarsanız; 2001 krizinde kaynak aktarması için adeta yalvardığımız, IMF’yi, sonunda Dünya Bankasından Kemal Derviş’i getirerek, kaynak aktarmaya ikna edebilmiştik.
Peki sizce
Neden?
IMF anketi anket imf ımf anketi iMf anketi anket international money fon fund anket anketi mani
bugune kadar ımf in programlarını uygulayıp kalkınan ülke göstersinler veya gelişen krizden kurtulan bir tane ülke göstersinler bir tanee…madem bu program bu kadar iyi neden amerika veya diger avrupa ülkeleri kullanmıyorlar bu programı…soruyorum….cevabı bilen varsa lütfen solesın merak edıyorum cunku…??????????
Kan emici İMF ile ikili anlaşmalar iptal edilmelidir.Bugunkü Zıraat Bankası Genel Müdürlük binası Ankaradaki Duyuni Umumiyenin vergi toplama binası idi.
Mustafa Kemal gibi yapmalıyız İMF güle güle.
Yükselen coğrafya Avrasya torunlarımızın da geleceğidir.İhtiyarlamış,çürümüş batıyı kendi hallerinde bırakalım,onlarda bizi bıraksın.
Batılı bankalarında yolu açık olsun.Yada ulusal sermaye terbiyesi içinde işlerine baksın.Katıtsız para dışarı çıkmayacak,iç piyasa da sadece tl kullanılacak.Borçlar 10 yıl geri ertelenerek yeniden yapılanacak.Tüm madenler ulusalcıların denetiminde olacak.
Kemal Sunal’ın “Şark Bülbülü” filmini seyreden belki hatırlar; Hani eski ağa köyü
satarken yeni ağaya tavsiyede bulunuyordu, “bu köylü milletini herzaman borçlu
bırak, istediğini yaptırırsın” diye zengin kapitailst ülkelerde 3. ülkeleri rahat
sömürebilmek için imf gibi kuruluşlar aracılığı ile o ülkenin ekononmisini
“düzelteceğiz” diye “mahvedip, zengin ülkeler leyhine ne kadar karar varsa
çıkarttırıyorlar, (hani bizdeki ithal bakan derwish gibi), sonrada bataklığa düşmüş
biri gibi çırpındıkça daha da batıyor ekonomileri, Hatalıysam bildirin ???
sizin fikirlerinize katılacağım hiç aklıma gelmezdi, bir ilave de ben yapayım,
hangi ülke idi hatırlamıyorum ama ne demişti, borcum borç şu kadar zaman
içinde ödeyeceğim ama faizleri (tanımıyorum) ödemiyorum diye rest çekmişti,
darısı bizi yönetenlerin başına diyeceğim ama hiç ümidim yok (:<)
prensipci “sizin fikirlerinize katılacağım hiç aklıma gelmezdi”demişsiniz.. Neden bizim fikirlerimize karşı ön yargılısınız. Biz uzaydan gelen kuyruğunda çıngıraklı falan bir mahlumuyuz..Okumak,araştırmak öğrenmek,aydın olmak her insanda olması gereken meziyetlerdir.Galiba Cavez’den bahsediyorsunuz.
Prensipci ABD Irakta ne yapıyor?Çalıyor arabın petrolunu,müzelerini yağmalıyor.Bunlar mı medeni,asil türkiye cumhuriyeti ne zamandan beri hırsızlığın,katilliğin stratejik dostu oldu?..BOP eşbaşkanı olan başbakan karılarının parmaklarında 60 bin tl yüzükler,Emine hanım mağalar kapattırıyor,kendi alış veriş yapacak diye.
Her kimki Türkiye Cumhuriyetini haydutların,hırsızların,katillerin eş başkanı yapmışsa hesap verecektir.
Yedi düvele yenilmedik,yendik,yine yeniden yeneceğiz.Temelleri Ergenekon cezaevlerinde atılıyor.Merkel Tayyip beyi davet ediyor.Teşekkür borcu var.Berlin’de Doğu Perinçek ermeni soykırımı uluslar arası yalandır demesin diye alman polisine baskı yaptırmıştı.Ancak Perinçek söyleyeceğini söyledi.Alman devletinin yapamadığını Türk devleti kendi yurdasına yapıyor.Tabi Merkel’den teşekkuru hak ediyor.
Nato’ dan İMF’den AB’den kurtuluruz yada yugoslavya gibi parçalanır yok oluruz.Bu mesele varlık yokluk meselesidir.
Çok az yorum ve 75 oy . Normal çünkü konu din ve Ergenekon değil !!!
Bence Ferit bey hayal görüyor. Hükümetimizin maliye bakanı her şeyimizi kendi deyim ile “babalar gibi” sattı. Atatürk döneminde millileştirmek idealimizdi ama, şimdi milli varlıkları babalar gibi satanlar iktidarda ve gelecekte de böyle devam edecek. Yalnız %47 değil, onlar uyuyor, %53 de oynuyor, eğlencelikleri de partiler. 53 adet siyasi parti var seçime giren 23 adet. Kulağın çınlasın Sinoplu paşa, dedekorkut….
Türk Birlii gibi bir oluşum söz konusu olsaydı ortak bir banka yapılabilirdi. ve ortak bir para.. bütün devletleri kalkındırıcı ve enflasyona göre ödeme şekli olan bir banka.. amacı sadece üye devletleri geliştirmek ve para desteği sağlamak olan bir banka. böylece avrupanın bizi pazar gibi görmesinin önüne geçilmiş de olur. çok geç olmayan bir proje aslında. daha ayrıntılı bir şekilde yazabilirim…
süpersin valla.. yorumun için teşekkürler.
borcla yasayan bir ülke , degirmeni tasima suyla cevirmeye benzer
gelen para bedavadan gelmis gibi cok cabuk bitiriliyor ve kisa zamanda faizleriyle katlaniyor ödemesi mumkun olmuyacak bir duruma geliyor ülke batmaya mahkum kaliyor, borclarimi ödensin yoksa saltanatlarmi sürülsün,cok zor borc hep birikir dürür ama lüksten saltanattan taviz verilecegine hic inanmiyorum,temenim bundan sonra alinacak borclar daha dikatli degerlendirilir aksi taktirde yine sifir elde var sifir olur ve hep borc alma yolari arastirilir ,
yinede yoksa borc almaya mahkum olunmussa elbeteki alinacaktir,
cidi ve samimi bir sekilde bu borcu destek olarak veriyorlarsa tabiki alinmasi gerekir ve biraz ekonomi düzelebilir diye düsünüyorum,
yok imf bu parayi borc verecekse tüm türkiyedeki sartlari kurallari onlar degistirip kendi cikarlari dogrultusunda ve damliya damliya vereceklerse hic alinmasin cok daha iyi olur diye dusunuyorum,,
IMF programina uyup kalkinan ulke olmadigi gerekcesini one surup IMF’nin iyi bir kurum olmadigi konusunda gorus bildiren yorumcular bana gore yanlis bir degerlendirme icindeler. IMF bir kalkinma programcisi kurulus degil. IMF ekonomik olarak zora dusen ulkelere makul faizlerle borc veren borc verirken de kendisine gore yapilmasi yanlis olanlari belirtip o yanlislara musade etmiyen, kendine gore dogru buldugu programlari oneren ve bu yonde anlasma yapan bir kurum. Sen devlet ol o kuruma borc almak icin basvurma, kendi problemini kendin coz. Is bankasina gidip tuketici kredisi alirken bile belli sartlari kabul eden kisiler konu IMF oldu mu, kaharaman olmak dogru degil. Gelismisligin olcusu sanirim bu konuda yapilan yorumlarin gercekci olusu.
ben evet dedim ama bu anlaşma yapılsada yandaşlara gidecek daha önce 250 milyar dolar borç alındı deniyor 150 milyar dolar özelleştirmeden etti 400 milyar dolar bu paralar yetmedi imf den 20 milyar dolarda alınsada çerez parasına gider bu ülkeyi yönetecek milletimizin geleceği için çalışacak allahtan korkar kuldan utanır dürüst insanlara bu ülke hasret ben bu ülke iyi yönetilse hak hukuk olsa vatanını düşünse yöneticiler İNANIYORUMKİ SÜPER GÜÇ OLUR ÜLKEMİZDE ÇOK DEĞERLİ BİLİM ADAMLARI VAR bir defa dokunulmazlıkların kaldırılması şart 550 padişah olmaz bir ülkede yaptıkları yanlarına kar kalıyor NEDEN KORKUYORSUNUZDA DOKUNULMAZLIĞI KALDIRMIYORSUNUZ mutlaka yanlışlarınızdan dolayı korkuyorsunuz kaldırın şu dokunulmazlıkları
HATTA BURDAN BİR ANKET YAPIN DOKUNULMAZLIKLAR İLE İLGİL ÇOĞUNLUK İSTERSE KALDIRILMASI GEREKİR BUDA DİKKATE ALINSIN eğer bunlar olmazsa biz daha çok gideriz imf nin kapısına çünkü yolsuzluklara para yetişmez kaldırın şu padişahlık olmaz bu devirde kanunlara uyarsanız kimse dokunmaz size uymazsanız hesap verirsiniz
Milli ekonomik modele dönülmeli devletçilik.Milli hükümet KURULMALI.VE ÜRETİM olmalı.ülke yönetimleri ,öyle ulemalarla yönetilmez.bir 5 yıllık ekonomik porogram uygulanmalı bizim dışımızda ÇİNİN nufusu dünyanın yarısı bizim gibi borcumuz yok.batılı anlayışlarla ülke yönetilmesinin kacınılmaz .borç batagı ve sonunda teslimiyet,askerini alırlar üretimini durdururlar kendi ülkende marabalık kiracı olursun ancak.Çare milli politika milli ekonomi.
ôdûnç para alinmiyor §artlar vahim
kar§iligindaki hipotekler çok agir §artlar altinda olacagi kesin.
ev alirken banka nerdeyse hayatimizi hipotek altina aliyor
birde bu I.M.F hipotek Tûrkiye’ye topraklarini kapsiyor
imf den daha önce aldığımız borçların faizlerini ödeyemedik,ana para nezaman ödenir 2200 yılındamı?Türkiyeye borçlanarak değil üreterek kendisini kurtarabilir.İsviçre ve arap bankalarında yatan milyarlarca dolar parayı yurda geri getirseler hem borçlar ödenir hemde yeni iş alanları kurulur.Nükleer enerji santrali kurmağa kalkıştılar oysa rüzgar enerjisini kullanarak doğal gaza ödenen meblağın bir kısmını düşüremezmiyiz , nükleer enerji gibi tehlikeli atık sorunu olan bir masrafdanda kurtuluruz..Dünya büyük bir bunalım içinde açlık tehlikesi hergeçen gün artıyor,biz ise topraklarımızın nekadarını ekip biçiyoruz.Toprak reformu yapılsa hem özel hemde de devletin elinde bulunan araziler şahıslara kiralama veya satış yolu ile verilip toprak analizi yapıldıktan sonra uygun ve moder ekim ile ziraat yeniden canlandırılsa fenamı olur,hayvancılığı da öldürdüler peki yeniden gereken önem verilse et ve et ürünleri ihracatı geliştirilse Türkiye para kazanırmı?Tabiiki kazanır ama olurmu neden yorulsunlarki al imf den borcu 9 sülalende ödeyemeden bu dünyadan göçüp gitsin.
Bizi borçlandırmalarına izin vermememiz lazım. Biz öyle güzel bir ülkeyiz ki kendi kendimize fazlasıyla yeter dünyaya bile borç verebiliriz. Bunu artık değerlendirmenin vakti geldi artık diye düşünüyorum
İçim sızlanarak evet oyu verdim.Başka çare yok.Ülkeyi yıllarca o kadar kötü yönettiler ki İMF ile anlaşmak zorunda bıraktılar bizi.Şu anda güzel ülkemiz yangın yerine döndü.Elimizde ne varsa bir bir satıldı.Kâr getiren tüm kuruluşlar,işletmeler,bankalar,telefon,limanlar,arsalar,v.s herşey satıldı.Borcumuz mu azaldı?Hayır aksine 4 kat arttı.Şimdi dünyadaki ekonomik kriz nedeniyle, işletmeler arka arkaya kapanmakta,işçilerimiz işsiz kalmaktadır.İktidarın hiç bir önlemi yok! Yolsuzluk ve soygun batagında bogulmak üzereyiz..Kısaca İMF ye ihtiyacımız var.Kim ne derse desin gerçekçi olmalıyız..
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) aslında varlık nedeni, dünya ticaretinin aksamaması için ülkelerin dış ödemeler dengesinin sürdürülebilmesini sağlamaktır. Çünkü bir ülke döviz bulamayıp ithal ettiği malların bedelini ödemediği takdirde dünya ticareti aksar. Parasını alamayan ülke diğer ülkeye olan ithalat borcunu ödeyemez ve sistem durur. İşte IMF dış ödemesini yapamayan ülkeye yardım ederek ödeme sorununu çözer. Böylece dünya ticaretindeki aksama önlenir.
IMF dünya ticaretini sürdürülebilir kıldığı için gerekli ve saygın bir kuruluştur zaten. IMF olmasaydı dünya ticareti gelişmez ve refah artmazdı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan IMF’ye, dünya ticaretinin aksamadan sürdürülmesi için her zaman ihtiyaç olacak.
Gelelim Türkiye’nin IMF anlaşmasına…
IMF’den alınacak destek kredisi anlaşması için yapılan görüşmelere on gün ara verilmişti. Bu on günlük süre cuma günü doluyor ama Hazineden sorumlu Devlet Bakanı’nın açıklamasına göre, görüşmelere verilen ara uzayacak. Bu da bize gösteriyor ki, hükümet, IMF’ye ihtiyaç duymuyor. Çünkü kısa vadeli dış borcu 3 milyar dolar olan Hazine dış ödemelerini yapmakta bir zorluk çekmiyor.
Peki, IMF ile hemen anlaşmayı kim istiyor?
IMF ile hemen anlaşma yapılmasını özel sektör istiyor. Özel sektör, IMF’den eylül ayında 35 milyar dolar, şimdi biraz indirim yapıp 20 milyar dolar alınıp kendilerine verilmesini talep ediyor. Verilmediği takdirde sanki Türkiye ekonomisinde kıyamet kopacak havasını yaratıyor.
Özel sektör temsilcileri bir de yanıltıcı beyanlarda bulunup, IMF olmazsa hükümetin mali disiplini bozacağını söylüyorlar. Oysa AKP Hükümeti, Türkiye’de ilk kez IMF anlaşmalarını yarıda kesmeyip, 18. ve 19. IMF anlaşmalarını tamamlayan bir hükümet oldu. Daha önce IMF ile yapılan 17 anlaşma tamamlanamamıştı. Bu nedenle AKP Hükümeti, IMF’nin kurallarına uyan ilk hükümet olarak anılacak gelmiş geçmiş bütün hükümetler arasında.
Anlaşılan, özel sektörün asıl üzerinde durduğu nokta mali disiplin değil. IMF’den alınacak paranın kendilerine verilmesini istiyorlar.
Önceki gün Merkez Bankası reel kesimdeki özel sektör firmalarının döviz yükümlülüklerini açıkladı. Firmaların 24,9 milyar dolar kısa vadeli borcu var. Kısa vade önümüzdeki bir yılı kapsayan süre demek. Kısa vadeli bu borcun 18,1 milyar doları Türkiye’deki bankalardan alınmış. Yurtdışından alınan kısa vadeli borç ise sadece 2 milyar dolar.
Borcun kalan kısmı ise kiralama taksitleri gibi kalemlerden oluşuyor. Bu borca karşılık firmaların 26,4 milyar doları yurtiçinde, 33,5 milyar doları yurtdışında tutulan 60 milyar dolarlık döviz mevduat hesabı var. Ayrıca 14,7 milyar dolarlık da ihracat alacakları var. Dolayısıyla özel sektörün ödenemeyecek bir borcu yok ve IMF’nin parasına hiç ihtiyaçları da yok.
Kamunun ve özel sektörün ödenemeyecek bir dış borcu olmadığına göre, bu durumda Türkiye’nin acil bir IMF anlaşmasına da gerek yok. Hatta ihtiyati stand-by anlaşmasından, IMF’yle ilişkinin borç anlaşmasına dönüşmesi bile yersiz görünüyor.
Dolayısıyla Türkiye IMF ile ekonomisini küçülten, eğitim ve sağlık harcamalarını kısıtlayan bir anlaşma yapmaktan kaçınmalı. IMF görüşmelerinde bütün detaylar çok sıkı pazarlık edilmeli.
Hatırlamakta fayda var. Türkiye, 1 Ocak 1961’den Mayıs 2008’e kadar geçen yıllar içinde 19 defa IMF’ye başvurarak stand-by anlaşması imzalamış. Demek ki biz her iki yıl dört ayda bir IMF’ye gidip ‘bizi kurtarın’ demişiz.
Böyle sık sık IMF’ye gitmek aslında bir ahlaki zafiyet değil mi? Belki de Türkiye ekonomisinin düzgün işleyebilmesi için en doğru alternatif, IMF’nin bize ‘artık yeter, bana gelmeyin. Gidin başınızın çaresine kendiniz bakın’ demesidir. Ne dersiniz?
Süleyman Yaşar
Bende oyumu Evet olarak kullandım.. bütün yorumları okudum Hayır oyu kullanan ve IMF ile yapılacak olan stand-by anlaşmasına karşı çıkan bir çok arkadaşımız mevcut. Çoğu da kaygılarının doğrultusunda düşünüp IMF’den gelecek yardımın işleri daha da kötüleştireceği düşüncesindelerdir. Eğer bu anlaşma dış etkenlere bağlı kalınmadan (global kriz) ülke içinde bütçe açıklarının artması vb. nedenler yüzünden mevcut hükümetin fevri davranışlarına bağlı olarak talep edilseydi bende oyumu Hayır olarak kullanırdım…
Bugüne kadar hangi ülke IMF’nin programlarını uygulayıp kalkınan ülke oldu ki sorusuna da bir eleştiri getirmek istiyorum. Bu düşüncede olan arkadaşlara konuya yüzeysel bakınca hak vermemek elde değil ve haklılarda, fakat sizin hükümetiniz çalmış çırpmış, özel sektörünüz gelişi güzel kredi kullanmış, bankacılık alanında yeterli düzenlemeler yapılmamış, holding bankaları kendi bünyelerindeki şirketlere usulsüz bir şekil de kredi kullandırmış vb. sebepler çoğaltılabilir. Sonrasında kıyaya vuran piyasalarını ve ekonomini düzeltmek için IMF ye başvuruyorsun adamlar sana o kadar para veriyorlar ve karşılığında da paralarının geri dönüşünde sorunlar yaşanmaması için birçok politika sunuyorlar. Doğru veya yanlış. Yardımda bulundukları ülkenin sosyal ve kültürel yapısına bakmadan herkese aynı reçeteyi sunuyorlar. IMF’nin bu tutumuna bende katılmıyor ve yanlış buluyorum. Fakat yapılan yardımları fırsata dönüştürmekte hükümetin elinde olan bir konu..
Bugün kü IMF yardımını istememdeki neden, Türkiye’nin uluslararası piyasalarda güvenebilirlik açısından doğru bir ülke olduğunun destekçisi olarak gördüğüm içi evet oyu kullandım. Zaten anlaşılacak memla çok fazla olmayacak.. Piyasalara enşekte edilen bir serum etkisi yapacaktır bence, fakat bundan sonra ki iyileşmeden sonra yine iş hükümete ve para politikası uygulayıcılarına kalacaktır…
Bu arada gecikmenin sebebi ise tabi ki yerel seçimlerdir… Bence Yerel seçimlerden sonra AKP hükümetinin işi daha da zorlaşacaktır.. IMF ile yapılan anlaşmadan dolayı piyasalar rahatlarken, AKP hükümeti büyük bir baskı altına girecektir…
Teşekkürler…
Ülkenin çıkarı için, şartlarını bizim oluşturduğumuz her türlü antlaşma yapılabilir. Dikte ettirilecek hiç bir antlaşma yapılamaz. Bunu her mevkide, her durumda bulunan iyi bilmelidir. Aksini yapan millete hizmetten demokrasi yolu ile tafiye edilir. Bu siyaset tarihimizde yaşanmıştır….
Arkadaşlar Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinde derste olan bir anımda Hoca İmf ve Dünya Bankasını anlatırken ögrencilerden biri kahrolsun imf diye bağırdı. Hoca neden böyle yaptığını ve İmf nin kapısına ülkemizin bilinçli bir şekilde gittiğini para istediğini yoksa İmF’nin zorla kimseye birşey vermediğini ve imf programlarının hükümetlerin kabul ettiklerini anlattı. Ayrıca İmf’nin merkezi amerikadadır ve en büyük para vereni Amerika Bİrleşik devletidir bu nedenle Amerikan yönetimi imfyi kontrol altında tutabilmektedir.
yaklaşık iki yıl oldu, ATO başkanı sinan aygün’e tv de bir oturum programında sordular. türkiyede iyi gitmeyen ekonominin, sizde bir reçetesi varmı diye? hiç düşünmeden cevap vererek şöyle dedi, İMF nin girdiği ülkelere bir bakın hepsinin ekonomisi çökmüş durumda, o zaman reçetemiz ( İMF nin yap dediklerinin tersini yapmak olacaktır) diye cevaplamıştı.. bu tesbitin ne kadar doğru olduğunu şimdi çok daha iyi anlıyorum..çünkü İMF ye elini veren kolunu alamıyo.
İMF geçmişten günümüze şimdiye kadarki tüm istekleri ülkemiz hayırına olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır. İMF den alınacak kaynağı başka bir şekilde her zaman bulabiliriz.
IMF den yıllardır krediler alınır anlaşmalar yapılır birtürlü düze çıkılamaz.IMF nin esas amacı daralan gelişmiş devlet piyasaları ve sermayelerinin para kazanamadığı durumlarda bu kapitalist tekellerin mallarına talep yaratırken oluşabilecek yeni piyasalarıda engellemektir.hal böyle olunca IMF ye ne kadar yakın olursanız aynı ateşe yakınlık gibi ısınmaz yanarsınız.